Uzunköprü Ses Gazetesi
Çağdaş Uzunköprü'nin Sesi

12.Eylül. 2011 Ses Gazetesi Haber yorum

12.Eylül. 2011 Ses Gazetesi Haber yorum

Güne Ses
Nazmi Metin
TATİL ÇILGINLIĞI…
Ülkemizde dokuz günlük bir bayram tatili yaşandı.
Yaşanan bayramın bir adı Ramazan, diğer adı da Şeker bayramı… İki adı da insancıllığı çağrıştırıyor. Bayram tatili yaşanıp biterken, ortaya çıkan bilanço insancıllık çağrışımını, barış ve huzur anlayışının bize özgülüğünde cinnet çağrışımına çeviriyor.
Yollarda, yüzlerce insanımız yaşamını yitirdi. Yüzlercesi de sakat kaldı.
Dokuz günlük bayram tatili süresince insanlarımız “incir çekirdeği sorunlarına’” çözümü, silahları konuşturarak bulmaya çalıştı.
Konunun uzmanları, bu çılgınlığın nedenlerini bulmakta bir hayli zorlanacaklar.
***
Trafik terörü ülkemizde yeni değil...
Yeni değil ama, dokuz günlük bayram tatili bilançosu, bu güne kadar olan rakamları katlamış durumda.
Biz de yöntem belli...
Ölü sayısı arttıkça ceza rakamları yükseltilir...
Yolların uygunluğu ise hiç tartışılmaz.
***
Mevcut sorunlara yasal çözüm, yasal olandan anlayan ülkeler için geçerlidir. Çünkü onlar, yasaların yaşamın düzenliliği için gerekli olduğunun bilincindedir.
Biz de her şey iki ucu pisletilmiş değnek örneği... Değneği eline alan çözüm üretmeye değil de, çözümsüzlük üretme kolayına kaçıyor.
***
Ülkemiz bayram tatilinde kan ve barut koktu!..
Ölümleri kanıksamış bir ülkede de farklı bir durumun oluşması da beklenemezdi.
Bu ülkede temel sorun, kültür sorunudur...
Belirli kültür birikimine sahip olmayan insan, soruna çözümü ata yadigarı yöntemlerle bulur.
Yani çözüme piştovunu konuşturarak, kestirmeden gider. (03 Şubat 1999-Adalet gazetesi)
Not: Bu yazım 3 Şubat 1999 tarihinde, Genel Yayın Yönetmenliğini yaptığım Uzunköprü Adalet Gazetesi’nde yayımlanmıştı. Günümüzün tarihi 12 Eylül 2011. Sağlıklı bir toplumu oluşturma konusunda çağdaş ve uygar dünyanın neresinde durduğumuzla ilgili fazla söze gerek var mı?
 

Ses Demişti-Nazmi METİN
12 EYLÜL 1980 DARBESİNİN ANLAMI VE BİZİM KEŞAN CADDESİ
12 Eylül 1980 tarihi ülkenin aydınlık geleceğini bağımsız ve özgür bir şekilde biçimlendirme kaygısı duyan ülke gençliği ile, her açıdan iştah kabartan bölgeyi Amerikan çıkarları doğrultusunda yeniden şekillendirme amacı güden ABD ve onun piyonlarının dişe diş mücadelesinin, işbirlikçi iç dinamiklerin yoğun desteğiyle kanlı bir sürece yerini bırakmanın tarihidir.
Ülkenin jeopolitik yapısıyla, ekonomik ve sosyal kültürel altyapısını yan yana koyduğumuzda, böyle bir sürecin başlangıç tarihine doğru gerçekleştirilen etnik katliamlar ile gençlik kırdırımlarının, darbeye zemin oluşturma amaçlı olduğu net bir şekilde görülebilir.
Bir 78’li olarak 28 yıl aradan sonra olup biteni anlama çabasıyla o tarihe baktığımda, görebildiğim gerçekliğin başlangıç satırlarını yukarıdaki cümlelerin oluşturması, o tarihten beri bölgede yaşanan kanlı gelişmelerin doğal bir sonucudur.
12 Eylül 1980 gününün alaca karanlığında başlayan o kanlı süreçte, ülkenin devrimci yurtsever sol ile Amerikan karşıtı sağ değişim dinamikleri CIA laboratuarlarında hazırlanan program dahilinde yok edilirken, kanla oluşturulan bataklıkta yakın gelecek için hangi işbirlikçi güçlerin beslenip büyütüldüğü günümüzde somutlaşan bir görüntüdür.
Ülkenin bu günlerine, aldığı ağır darbeler yüzünden girdiği komadan çıkamayan bir sol tavır ile geçirdiği şoku atlatamayan bir sağ yaklaşımı taşıyan 12 Eylül 1980 darbesinin asıl başarısı, AKP’yi yüzde 48’le iktidara taşıyan tarikatlar Türkiyesidir.
Ülke tarihinin en kanlı süreçlerinden olan 12 Eylül 1980 darbesinin sonuçlarının bir an önce aşılarak, ülkemizin aydınlık bir gelecek idealinin izini süren insanların barış ve kardeşlik ülkesi olmasını diliyorum.
Bu arada halkın dilinde yıllardır,“Keşan Caddesi” olarak yaşayan caddemizin, neden hala o darbecinin adıyla yazışmalarda yer aldığı ve Belediye Meclisinin, -ortada toplanan halkın imzaları olmasına karşın-, bu ayıbı ortadan kaldırmak için bir şeyler yapmadığı sorusunun ilçe gündeminde varlığını koruduğunu belediye başkanı Sayın Enis İşbilen’e hatırlatıyorum. (07 Ağustos 2009-Ses gazetesi)

Kent Magandaları Enez Sahilindeydi
Enez Altınkum Sahilinin sıfır noktası günlerce bir jeep için park yeri oldu… Bu hak gaspı örneği o noktadan denize girenlere ve sahilde yürüyenlere rahatsızlık verdi. Bu örneği zor bulunur magandalık rezilliğini günlerce herkes gördü, yaşadı… Bir tek, maaş bordrolarında var olup yasa ve kural uygulamalarında yok olan polis ve zabıta görmedi. Sahi Enez Altınkum sahilinde büroları bulunan polis ve belediye zabıtası yaz boyu neden ortalıkta hiç görünmedi?
Kentlerde ve kasabalarda kural ve yasa tanımazlıklarıyla toplum yaşamanı her gün biraz daha yaşanmaz hale getiren, bulundukları yaşama alanlarında uyguladıkları magandalıklarla uygar insanları canlarından bezdiren, yollarda trafik canavarı olup can alan, dinlence ve eğlence mekanlarında huzur bozucu davranışlarıyla ilgili yapılan uyarılara silah çekerek, yumruk sallayarak tepki veren, yasa uygulayıcıları ortalıkta görünmedikleri için sayıları artan, sergiledikleri rezillikler ve hak gaspları cezasız kaldığı için “Maganda Özgürlüğü” kazanan Kent ve Kasaba Magandaları yaz boyu Enez Altınkum Sahilindeydi.
Kentlerde ve kasabalarda oluşturdukları davranış özgürlüklerini Enez Sahiline taşıyan Kent ve Kasaba magandaları, yaz boyu ortalıkta pek görünmeyen polis ve zabıta yokluğunu da fırsat bilerek tüketim çılgını olup Altınkum sahilini çöplüğe çevirdiler… Sabahları olta balıkçısı olup sahilde yürüyenleri, bulundukları yerin tapusunu çıkarmış gibi davranarak rahatsız ettiler, olta sallarken yarattıkları tehlike konusunda yapılan uyarılara birçoğu yırtıcı hayvan tepkileri verdiler… Araç sahipleri akşamları caddelere sağlı sollu araç park ederek trafik akışını engellediler… Bazı esnaflar yaya kaldırımlarını işgal ederek yayalara yürüyüş işkencesi yaşattılar… Ve birisi var ki… Onun sergilediği maganda rezilliği, hak gaspı örneği bütün zamanların en rezil görüntüsünü oluşturacak cinstendi.
O maganda sahilin sıfır noktasını jeep’i için günlerce park yeri olarak kullanandı.
 

Meriç Karayolunda Köprü rezaleti
Uzunköprü-Meriç karayolunda Yaklaşık 2 yıldır sürdürülen yol düzenleme çalışmaların sergilenen düzenleme rezaletlerine yetersiz bir şekilde genişletilen kısa köprü rezaleti de eklendi. Vatandaşlar, Devlet malı deniz… anlayışının Meriç karayolunda doruğa ulaştığı değerlendirmesi yaptı.
Keskin virajları nedeniyle yörenin ölümlü trafik kazaları riski taşıyan karayollarından olan Uzunköprü-Meriç karayolunda yaklaşık 2 yıldır sürdürülen karayolu düzenleme ve bakım çalışmaları sırasında sergilenen işçilik rezaletlerine köprü genişletme rezaleti de eklendi.
Uzunköprü-Meriç karayolunda bugüne kadar yaşanan birçok ölümlü trafik kazasının nedeni olan virajları yok etmek amacıyla açılan yeni yol bölümlerinin zemin dolgularının üstünkörü bir şekilde kum ve toprakla yapılmasıyla başlayan düzenleme rezaleti, yolun yeni açılan bölümlerinde yaşanan toprak kaymaları yüzünden sık sık trafiğe kapanmasıyla sürdü.
Karayolunun Karayayla-Yakupbey bölümünde meydana gelen toprak kaymaları yüzünden yolun bu bölümünün hala araç geçişine kapalı olması sürerken, bu kez geçen yıl yapılan köprü genişletme çalışmalarıyla genişletilen köprülerin bir süredir yapılan dolgu çalışmaları sırasında kısa yapıldıkları ortaya çıktı.
Bir rezalet klasiği olarak sırıtan karayolundaki kısa köprü sorununun, bir yandan köprülere ilaveler yapılırken, diğer yandan dolgu yapılmasıyla aşılmaya çalışıldığı görüldü.
Karayolundaki rezalet gelişmelerin tanığı olan sürücüler, yaşananları günümüz Türkiye’sine özgü gelişmeler olarak değerlendirdiler.
Yolu kullanan ve gelişmeleri yana yakıla izlemek zorunda kalan vatandaşlar ise, Devlet malı deniz… Anlayışının Meriç karayolunda doruğa ulaştığı değerlendirmesinde bulundular.
 

 
İ.Ü ve T.Ü’den Savurganlık Örneği
2 Üniversitenin Enez Altınkum Dinlenme tesisleri bakımsızlıktan terk edilmiş gibi
İstanbul Üniversitesi ile Trakya Üniversitesi’nin Enez Altınkum Sahilinde bulunan Dinlenme Tesislerinin bu yaz döneminde kapalı kalmasının ve bakımsızlıktan kaderine terk edilmiş bir görüntü sergilenmelerinin, “Ramazan ayının etkisi” gibi çeşitli yorumlara neden olduğu bildirildi.
Yıllardır üniversitelerin bünyesinde bulunanların, örneği az bulunur doğal güzelliğiyle öncelikli tatil yeri olan dinlenme tesislerinin bu yaz döneminde kapalı kalmasının tam bir savurganlık örneği olduğunu dile getiren yurttaşlar, “Bilim yuvası olarak algılanan Üniversitelerin öğrencilerden topladıkları tartışmalı harç paralarıyla bu tip savurganlık örnekleri sergilemeleri üzüntü vericidir” değerlendirmesinde bulundular.
 
E

Ergene’de Kirliliğin sorumlusu Çerkezköy
Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, Ergene Nehir kirliliğinin belediyelerin evsel atıkları ile bu boyuta ulaşamayacağını öne sürdü
Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, İşbilen, bir televizyon kanalının canlı yayınında Ergene Nehri'nin kirliliği hakkında bilgi verdi. Ergene nehrinin fabrikaların bıraktığı kimyasal atıklar nedeniyle simsiyah aktığını ileri süren İşbilen, içinde canlının yaşamadığı Ergene Nehri'nin vatandaşları canından bezdirdiğini belirtti.
Nehrin, 1987 yılında, berrak şekilde aktığını ve o dönemlerde nehirde yüzdüklerini, balık tuttuklarını anlatan ve nehrin önünde akrabası ile o dönem çektirdiği fotoğrafı gösteren İşbilen, şöyle devam etti:
"Fotoğrafı çektiğimiz bu yere şimdi çevreye yaydığı ağır kokudan dolayı yaklaşmak bile mümkün değil.
Çerkezköy ve Çorlu'daki fabrikaların bıraktığı kimyasal atıklar nedeniyle babam ve arkadaşları ile benim girip yüzdüğüm bu nehirde şimdi canlı yaşamıyor. Suya vücudunun bir parçası dokunduğu an yaralar çıkıyor.
Ergene,
Trakya'nın kanalizasyonu haline geldi. Kirlilik 1990'lı yıllarda başladı ve hala devam ediyor. Ağırlıklı olarak sanayinin ve endüstrinin atıkları ile bu hale geldi. Atıklarını bırakan belediyeler de var. Ancak belediyelerin evsel atıkları ile Ergene bu hale gelemez. Suyun analizini yaptığımızda sanayi tuzları çıkmakta. Çevre Bakanlığı yaptığı denetimlerle bunu önleyecek. Fabrikalara arıtması olması gerektiğini söyleyecek ve yapılmasını isteyecek. Eğer yapılmıyorsa kapatılacak bu fabrikalar.
Burada atıklarını döken fabrikaların çoğunda arıtma sistemleri yok. Hatta söz konusu işletmelerin inşaat ruhsatı bile yok. Ruhsatsız işletmeler belediyenin sınırında değil, valiliğin sınırları içerisinde olan işletmeler. Valiliklerin bu yerdeki denetleme yetkilerini yerine getirmediklerini görüyoruz.
Uzunköprü halkı adına konuşuyorum. Evlerimizde kokudan dolayı kapı pencere açamıyoruz. Ergene'den buharlaşan gaz bulutu ve zehri soluyarak vücudumuza alıyoruz. Nasıl etkilendiğimizi bilmiyoruz. Devletin çalışma yaparak bizi aydınlatması lazım. Kanser vakaları çok fazla. Ölenlerin çoğu kanserden ölüyor. Sanayiye, iş gücüne ve istihdama hayır demiyoruz. Bu işin siyaseti yok. Üretim yapılacak diye bu insanların ölmelerine taraftar değiliz. Uzunköprü'de doğdum ve burada yaşıyorum. Zehirlenmek zorunda değiliz. "
 
Rakamlarla 12 Eylül darbesi
12 Eylül 1980 darbesinin üzerinden 29 yıl geçti. Türkiye’yi tamamen değiştiren müdahale sonrasında 650 bin kişi gözaltına alındı, 1,683 bin kişi fişlendi, 50 kişi idam edildi, 171 kişinin ‘işkenceden öldüğü’ belgelendi...
 
İşte darbenin bilançosu:
· TBMM kapatıldı, anayasa ortadan kaldırıldı, siyasi partilerin kapısına kilit vuruldu ve mallarına el konuldu.
· 650 bin kişi gözaltına alındı.
· 1 milyon 683 bin kişi fişlendi.
· Açılan 210 bin davada 230 bin kişi yargılandı.
· 71 bin kişi TCK’nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargılandı.
· 98 bin 404 kişi “örgüt üyesi olmak” suçundan yargılandı.
· 7 bin kişi için idam cezası istendi.
· 517 kişiye idam cezası verildi.
· Haklarında idam cezası verilenlerden 50’si asıldı (18 sol görüşlü, 8 sağ görüşlü, 23 adli suçlu, 1’i Asala militanı).
· İdamları istenen 259 kişinin dosyası Meclis’e gönderildi.
· 300 kişi kuşkulu bir şekilde öldü.
· 171 kişinin “işkenceden öldüğü” belgelendi.
· Cezaevlerinde toplam 299 kişi yaşamını yitirdi.
· 14 kişi açlık grevinde öldü.
· 16 kişi “kaçarken” vuruldu.
· 95 kişi “çatışmada” öldü.
· 73 kişiye “doğal ölüm raporu” verildi.
· 43 kişinin “intihar ettiği” bildirildi.
 
· 388 bin kişiye pasaport verilmedi.
· 30 bin kişi “sakıncalı” olduğu için işten atıldı.
· 14 bin kişi yurttaşlıktan çıkarıldı.
· 30 bin kişi “siyasi mülteci” olarak yurtdışına gitti.
 
· 937 film “sakıncalı” bulunduğu için yasaklandı.
· 23 bin 677 derneğin faaliyeti durduruldu.
· 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verildi.
· 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istendi.
· Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verildi.
· 31 gazeteci cezaevine girdi.
· 300 gazeteci saldırıya uğradı.
· 3 gazeteci silahla öldürüldü.
· Gazeteler 300 gün yayın yapamadı.
· 13 büyük gazete için 303 dava açıldı.
· 39 ton gazete ve dergi imha edildi.


 
Kurtbey Belediye Başkanı Çalışkan, “Söz verdik işimizi yapıyoruz"
Kurtbey Belediye Başkanı Mübeccel Çalışkan, "Söz verdik işimizi yapıyoruz" açıklamasında bulundu.
Uzunköprü'ye bağlı Kurtbey Beldesi Belediye Başkanı Çalışkan, yaptığı açıklamada, Kurtbey'in çağdaş bir kent olması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirtti.
Beldenin alt yapısını bitirdiklerini, kenti çamurdan kurtardıklarını ifade eden
Çalışkan, halkın verdiği destekle beldelerinin şehirleşmesi için daha çok çalışacaklarını söyledi.
Bu beldede büyüdüğünü ve sorunlarını bilerek göreve geldiğini anımsatan
Çalışkan, "Projelerimizi tek tek hayata geçirmeye başladık. Belediye personelimizin gayretli çalışmaları ile beldemizin sorunlarının üstesinden gelmeye başladık. Söz verdik, işimizi yapıyoruz" dedi.
 
Utso’dan Açıklama;
Oda Aidat Borçları Gecikme Zammı Affı Süresi 30 Eylül 2011 Tarihine Kadar Uzatıldı
Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası yazılı açıklama yaparak, Oda Aidat Borçları Gecikme Zammı Affı Süresi 30 Eylül 2011 Tarihine Kadar Uzatıldığını duyurdu. Yazılı olarak yapılan açıklamanın tam metni şöyle:
“25 Şubat 2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6111 Sayılı Kanun ile birçok vergi ve primlerin faizlerine af getirilerek yeniden yapılandırılması sağlanmış olup Odamıza aidat borcu bulunan üyelerimizin tüm gecikme faizlerine de af getirilmiştir.
30 Nisan 2011 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş bulunan 6111 Sayılı Kanunun Genel Tebliği (Seri No 2) ile ödeme süresi bir ay uzatılmıştır.
30 Eylül 2011 tarihinde sona erecek olan yapılandırmadan Odamız üyelerinin yararlanması hususu önemle hatırlatılır.”
 
 
Meriç’te bir kişi av tüfeği ile öldürüldü
Edirne'nin Meriç ilçesine bağlı Saatağacı köyünde bir kişi av tüfeği ile vurularak öldürüldü.
Alınan bilgiye göre, Saatağacı köyünde yaşayan biçer döver operatörü Bülent Yiğit (35), Papazderesi mevkinde, amcası Veli Yiğit tarafından ölü bulundu.
Haber verilmesi üzerine olay yerine gelen jandarma ekiplerince 2 çocuk babası Bülent Yiğit'in av tüfeğiyle öldürüldüğünü tespit edildi.
Olayla ilgili soruşturmanın çok yönlü olarak sürdürüldüğü bildirildi.
 
Sınırda 49 Kaçak Yakalandı, 1 Kişi Tutuklandı
Yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen yabancı uyruklu 49 kişi yakalanırken, 1 kişi tutuklandı.
Alınan bilgiye göre, güvenlik güçleri ekiplerince
Uzunköprü, Edirne merkez ve Meriç ilçesinde yapılan kontrollerde yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen 6'sı Filistin, 43'ü Myanmar uyruklu 49 kişi yakalandı. Yabancı uyruklular, sınır dışı edilmek üzere Edirne Emniyet Müdürülüğü Yabancılar Şubesine götürüldü.
Aynı zamanda yabancı uyruklu vatandaşları
Yunanistan sınırlarına geçirmeye çalışan bir kişi de tutuklandı. EdirneEmniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi ekipleri aldıkları bir ihbarı değerlendirerek, kent ormanında
Yunanistan sınırlarına geçmeyi çalışan S. F ile 6 Filistinliyi yakalandı. S. F çıkarıldığı mahkemece tutuklanırken, 6 Filistinli sınır dışı edilmek üzere Yabancı Şubesi'ne gönderildi.

Enez Belediye Başkanı Ahmet Çayır, Enez-İpsala karayolu yılsonuna kadar bitirilecek
Enez Belediye Başkanı Ahmet Çayır, Enez-İpsala arasında inşa edilmekte olan karayolunun yıl sonuna kadar bitirileceğini bildirdi.
Çayır, yaptığı açıklamada, inşaatına geçen yıl başlanan 38 kilometrelik karayolunun 24 kilometresinde asfalt çalışmalarının bittiğini söyledi.
Kalan 14 kilometrede de alt yapı çalışmalarının sürdürüldüğünü vurgulayan Çayır, karayolunun yıl sonuna kadar ulaşıma açılacağını ifade etti.
Çayır, şunları ifade etti:
"Enez-
İpsala arasındaki karayolu çalışmaları geçen yılın temmuz ayında başlamıştı. Gala Gölü'nün batı kısmından geçen karayolu bitirildiğinde Avrupa ülkeleri ile Edirne ve İstanbul tarafından ilçemize gelenler bu güvenli yolu kullanacaklar. Şu anda Enez'e gelenler Keşan üzerinden geliyorlar. Bu yol da güvenli bir yol değil ve bir çok kazaya neden oluyor. "


Trakya Birlik Ayçiçeği alım fiyatlarını açıkladı
Buna göre %40 Standart Yağ Oranlı İçin 1.125 TL/Ton, %45 Yağ Oranlı İçin 1.209 TL/Ton, %50 Yağ Oranlı İçin 1.294 TL/Ton olarak belirlendi.
TB. Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada,’’Yağlık Ayçiçeği Türkiye bitkisel yağlar tüketiminde %65-70 civarında payı ve %40 civarındaki yüksek yağ oranı ile ülkemizin en önemli yağlık tohumudur.
Yıllara göre değişiklik göstermekle beraber Ülkemizde üretilen yağlık ayçiçeği ürününün %30-50 orandaki bölümü Birliğimizce mübayaa edilmektedir.2011/2012 İş yılı Türkiye ayçiçeği rekoltesinin 900 bin ton seviyelerinde gerçekleşmesi beklenmektedir.
Birliğimize bağlı Kooperatiflerimiz ortaklarınca 2011/2012 işyılı ayçiçeği alım kampanyasında 404 bin ton rekolte taahhüt edilmiştir.
Birliğimiz faaliyet bölgesinde ayçiçeği hasadı Ağustos ayında başlamış olup, Edirne, Babaeski, Kırklareli, Lüleburgaz, Muratlı, Havsa, Lalapaşa, Süloğlu, Pınarhisar, Vize, Ahmetbey Kooperatiflerimizde yoğun olarak devam etmektedir. Diğer Kooperatiflerimizde de hasat günden güne yoğunlaşmaktadır.
Birliğimize bağlı 48 kooperatifimize ait 88 alım merkezi ve iki fabrikamızda ham yağ oranına göre, 14 alım merkezimizde normal alım esaslarına göre olmak üzere toplam 102 alım merkezi ve iki fabrikamızda bugün itibariyle 21 bin 830ton hamyağ oranına göre, 7 bin 70 ton normal alım esaslarına göre ve 80 ton high oleik cinsi olmak üzere toplam 28 bin 980 Ton ayçiçeği mübayaası gerçekleştirilmiştir.
Ham yağ oranına göre yapılan alımlarda %41 ve üzeri yağ oranı çıkan ürünler yüksek yağ oranlı ürün olarak değerlendirilmekte ve prime tabi tutulmaktadır.
Buna göre her bir yüzde puan artışı için belirlenen alım fiyatı üzerine %1,5 oranında prim uygulanmakta, örneğin yağ oranı % 45 olan üründe fiyat %7,5, %50 yağ oranı olması durumunda ise %15 prim eklenerek daha yüksek fiyat uygulanmaktadır.
Birliğimizce 2001/2002 iş yılından itibaren ayçiçeği alımlarında avans fiyat uygulanmaktadır. Birliğimizce avans fiyat açıklanmasının nedeni, piyasaların açıklanan avans fiyatının altına düşmesinin engellenmesi ile alınacak tedbirlere bağlı olarak üretici lehine gelişen fiyatlar doğrultusunda üreticinin eline geçen fiyatın arttırılmasına olanak sağlamaktır.
Birliğimiz Yönetim Kurulunca 2011/2012 iş yılında ayçiçeğine uygulanacak avans alım fiyatı %40 standart yağ oranlı ayçiçeği ürünü için 1.125 TL/Ton, %45 yağ oranlı ayçiçeği ürünü için 1.209 TL/Ton, %50 yağ oranlı ayçiçeği ürünü için 1.294 TL/Ton olarak belirlenmiştir.
Ayçiçeği ürün bedeli ödemeleri imkanlarımız ölçüsünde peşin olarak yapılacaktır.
Birliğimiz bugün itibarı ile 300 bin ton ayçiçeği ürününü alabilecek finansal güce sahiptir. 2011/2012 iş yılı ayçiçeği alım kampanyasının ortaklarımıza ve camiamıza hayırlı olmasını dileriz’ denildi.





Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız: