Uzunköprü Ses Gazetesi
Çağdaş Uzunköprü'nin Sesi

(Arşiv) 25.04.2011 Tarihli Ses Gazetesi



Nazmi Metin

Çözümsüzlük..   

            Ortak yaşam alanımız olan ülkemizde ve ilçemizde oluşan sorunların zaman içinde birer sorun dağına dönüşmeden akılcı çözümlerinin bulunması için, ilgili ilgisiz bütün kesimlerin toplumsal sorunluluk duygusuyla çözüm arayışlarına katılması gerekir.

            Bu gerekliliğin yerine getirilmemesinin nasıl bir sürecin yaşanmasına anaçlık ettiğini görüp anlamak için, ülkemizin son on yılına göz atmak yeterlidir.

            On yıl öncesine kadar yaşanan sorunlar ve getirilen çözümleri gözden geçirdiğimizde gördüğümüz; sorunların katlanarak büyüdüğü ve getirilen çözümlerin çözümsüzlük fitilini ateşlemekten ibaret olduğudur.

            Ülke insanının ulusal duruş omurgasını oluşturan değerlerin on yıl içinde, o değerleri korumakla yükümlü kuruluşların üç maymun duyarsızlık desteğiyle, ne hale getirildiklerinin örnekleri giderek bollaşıyor ve sıradanlaşıyor.

            Zaten ürkek olan geniş halk yığınları olup bitenlerin varlığında daha bir ürkekleşerek dine sığınma kolayına kaçıyor ve bu da dini inancı maddi ve manevi sermayeye dönüştüren dincilerin işine yarıyor.

            On yıl öncesine kadar korkulu rüyamız ve cız konularımızdan olan Kürtçülük ise, AB ve ABD’nin korumacılığında dokunulmazlık zırhına bürünüyor.

                                                                       ***

            Sorunları tartışarak anlama ve çözümlere yoğunlaşma konusunda Uzunköprü özeline baktığımızda ise, gördüklerimizin kırk yıllık geçmişinin kötü bir yansımasından ibaret olmasının şaşılacak bir tarafı yoktur.

            Aynen ülkemiz geneli gibi..

            Sorunlar konusunda konuşan siyaset..

Çözümler konusunda bildiğini okuyan bürokrasi..

            Ve sorundan ibaret bir hayatı, kaderciliğini bağnaz dinci inançla besleyerek yaşayan halk çoğunluğu.                  


 
        

Seçim, Çözüm içindir

12 Haziran 2011 Pazar günü ortaya konulan seçim sandıklarının, yıllardır dillerden düşmeyen demokrasi söylemini eyleme dönüştürecek ve ortak kaynakları halkın refahı için harcama sorumluluğunu taşıyabilecek, ülke ve insan sevgisi duyan siyasi yönetim kadrolarını ortaya çıkarmasını dilemek, demokrasiye ve onun gerçek itici gücü olan halka inancımızın bir gereğidir.

Ve çoğunluğumuzun seçimlerin çözüm için yapıldığının ayrımına varması gerekiyor artık.

Yaşam alanlarında sorunları var eden de çözen de yine insandır.

İnsanın yaşam alanlarında sorunların ortaya çıkışını, çokluğunu ve niteliğini belirleyen, insan çoğunluğunun ulaştığı uygarlık ve çağdaşlık seviyesidir.

Ülkemizde halkın çoğunluğu tarafından algılanan ve seçimlerde, sandıklara yansıtılan talep ve beklentilerin bir ifadesi olan siyasi irade tercihi, o seviyenin tartışmasız bir fotoğrafını vermektedir.

Özellikle son yıllarda, halkın çoğunluğu için yoğun bir şekilde sorun üreterek, toplumsal hayatı yaşanmaz hale getiren ve konunun uzmanlarının bile tanımlama zorluğu çektiği sistemsizliğin, sürüp gitmesine kaynaklık edenin; halk çoğunluğunun, aslında yakındığı her şeyin, kendisiyle ilgili olduğunun ayrımına varmasını sağlayacak dinamiklere-uygarlaşma ve çağdaşlaşma taleplerinden vazgeçerek- yabancılaşmasıdır.

Halkın ekonomik gerekçelerle, insan olmanın yapı taşlarından olan uygarlık ve çağdaşlık taleplerinden vazgeçerek, değişim dinamiklerine yabancılaşması demek; siyasetin bütün çözüm dinamiklerini, kendi kazanımlarına yoğunlaştırması demektir.

Durum böyle olunca; fotoğrafın halk çoğunluğu tarafı, kaynak zengini olan bir ülkede sadakaya muhtaç insanları gösterirken; yönetici siyasi irade tarafı, yolsuzluğu ve yozlaşmayı gösterir.

Ülkemizin bugününü gösteren böyle bir fotoğrafın, ülkenin geleceğiyle ilgili umutları karartan netliğinde; yapılacak olan yerel seçimlerin ortaya çıkaracağı sonuçlarının, mevcut kaynakları halk yararına kullanacak, siyasi yönetim kadrolarını görev yerlerine taşıyacağını ummak, saftriklik olarak sırıtır ancak.

Yine de, 12 Haziran 2011 Pazar günü ortaya konulan seçim sandıklarının, yıllardır dillerden düşmeyen demokrasi söylemini eyleme dönüştürecek ve ortak kaynakları halkın refahı için harcama sorumluluğunu taşıyabilecek, ülke ve insan sevgisi duyan siyasi yönetim kadrolarını ortaya çıkarmasını dilemek, demokrasiye ve onun gerçek itici gücü olan halka inancımızın bir gereğidir.

Ve çoğunluğumuzun seçimlerin çözüm için yapıldığının ayrımına varması gerekiyor artık.

 


 

YSK Milletvekili Aday listesini yayımladı

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) 12 Haziran 2011 Pazar günü yapılacak Milletvekili Genel seçimlerinde yarışacak isimlerin aday listelerini yayımladı.  

YSK tarafından açıklanarak resmi gazetede yayımlanan Partilerin Edirne Milletvekilleri adayları listesi şu isimlerden oluştu:

     ADALET VE KALKINMA PARTİSİ (AKP)

     1- Mehmet Müezzinoğlu

     2- Tuna Bekleviç

     3- Fatma Aksal 

    CUMHURİYET HALK PARTİSİ (CHP)

     1- Recep Gürkan

     2- Kemal Değirmendereli

     3- Abdülbaki Topal

     MİLLİYETÇİ HAREKET PARTİSİ (MHP)

     1- Cemaleddin Uslu

     2- Gürsel Şimşek

     3- Doğuş Şimşek

DEMOKRAT PARTİ (DP)

     1- Nurhayat Bozkurt

     2- Recep Seçkin Onal

     3- Yavuz Güngör

     EMEK PARTİSİ (EP)

     1- Fevzi Ayber

     2- Hayri Arı

     3- Namık Türkmen

     MİLLET PARTİSİ (MP)

     1- Necmi Yalın

     2- Yusuf Çetin

     3- Aynur Şentürk

     LİBERAL DEMOKRAT PARTİ (LDP)

     1- Mahmut Metin Göktürk

     2- Cemal Tanık

     3- Hayrullah Ergün Koç

     SAADET PARTİSİ (SP)

     1- Ali Erhan Demirkıran

     2- Mustafa Kabakçılı

     3- Sinan Tekin

     HAK VE EŞİTLİK PARTİSİ (HEPAR)

     1- Ahmet Eren Çorbacı

     2- Talip Aydın

     3- Muhat Aygün

     HALKIN SESİ PARTİSİ (HSP)

     1- Cemil Çivan

     2- Coşkun Esen

     3- İbrahim İmamoğlu

     DO ĞRU YOL PARTİSİ (DYP)

     1- Zeynep Meltem Güngenci

     2- Hediye Kalem Güler

     3- Yeşim Doğanay

     TÜRKİYE KOMÜNİST PARTİSİ (TKP)

     1- Kenan Doğan

     2- İrfan Tunca

     3- Sedat Zımba

     MİLLİYETÇİ VE MUHAFAZAKAR PARTİ

     1- Hayri Dirik

     2- Recai Kocatürk

     3- Tevfik Kalemci

     BÜYÜK BİRLİK PARTİSİ

     1- Arif Köroğlu

     2- Recep Mermer

     3- Sezgin Merdan

     DEMOKRATİK SOL PARTİ

     1- Hüseyin Saygı

     2- İsmail Kıray

     3- Hayri İdin

     BAĞIMSIZ

1-Mehmet Saygın Turan

 

 

Kırcasalih Belediye Başkanı Suat Karakaş;

“Yaptığımız çalışmalar halkımıza saygımızın bir ifadesidir”

Kırcasalih Belediye Başkanı Suat Karakaş, “Güzel beldemizin arzulanan değişimini olması gerektiği gibi kenar mahallelerinden başlatarak gerçekleştirdik ve bu da halkımıza duyduğumuz saygının bir ifadesidir” dedi.

Halkımıza hizmetin en iyisini sunmak amacıyla belediye başkanlığına talip olduğumuzda yapacaklarımızla ilgili ne söylediysek onu yapma gayreti içinde olduğunu ifade eden Kırcasalih beldesi belediye başkanı Suat KARAKAŞ, şöyle konuştu:

            “Belde insanına duyulması gereken saygının bir yansıması olarak gördüğümüz sokak yollarının duyulan saygı çerçevesinde çağdaş görünüme kazandırılması amacıyla göreve gelir gelmez çalışmalar başlattık. Geçen 2 yıllık bir aradan sonra mahallelerimizin yolları günümüzün en iyi yol zemini malzemesi olan kilit taş ile kaplanarak halkımızın arzuladığı görünüme kavuşturulmuştur. Beldemizin ana caddesinin günün ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir yapıya kavuşturulması için çalışmalarımız son aşamaya getirilmiştir. Kırcasalihimize yakışır bu düzenlemelere bağlı olarak beldenin tarihi, kültürel ve ekonomik değerlerini anlatan heykeli Kırcasalih’e kazandırıyoruz. Bu çalışma da, Kırcasalih beldesiyle ilgili düşüncelerimizin, taleplerimizin ve çabalarımızın en anlaşılır anlatımı olacaktır.

Bölgenin temel sorunu olan işsizlikten payına düşeni alarak insan göçü veren Kırcasalihimizin de öncelikli sorunu insanımıza iş imkanının sağlanmasıdır. Yakın geçmişin bağcılık beldesi olan Kırcasalihimizin yeniden o görkemli günlerine kavuşturulmasıyla ilgili üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirme konusunda çabalarımızın hız kesmeksizin sürdüğünü belirtmek isterim. Bununla ilgili olarak gelen bütün önerilere katkının en büyüğünü yapıyoruz, yapmayı sürdüreceğiz.”

 


 

Uzunköprü’de 65 bin hayvan şapa karşı aşılanacak

Uzunköprü İlçe Tarım Müdürü Halil KARAHAN yaptığı yazılı açıklamada, Uzunköprü merkezi ile bağlı köylerde 22 bin büyükbaş, 45 bin küçükbaş hayvanın çap hastalığına karşı aşılanacağı bilgisini verdi.

Tarım İlçe Müdürü Karahan açıklamasında şu bilgiler yer aldı:

“2011 yılı İlkbahar Şap aşılaması Kampanyası 11 Nisan 2010 tarihinde başlanmış olup,  16 Mayıs 2011 tarihine kadar tamamlanması planlanmaktadır. Kampanya döneminde İlçe merkezinde ve bağlı köylerdeki yaklaşık; 22.000 büyükbaş ve 45.000 küçükbaş hayvanın Şap hastalığına karşı aşılanması hedeflenmektedir. Şap aşısı uygulanan büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar ile aşılanmadan kalan hayvanların kulak numaraları aşılama esnasında kayıt altına alınacak ve Bakanlığın Türk Veteriner ve KKKS kayıt sistemine işlenecektir. Şap aşısı 2 aylıktan büyük tüm büyükbaş küçükbaş hayvanlara uygulanacaktır. İlçemizde bulunan köy ve mahalle muhtarlıklarına aşılama tarihi önceden resmi yazı ile bildirilecek ve aşılamanın daha yüksek oranda ve seri bir şekilde yapılması için aşılamaya gelecek görevli Veteriner Hekim ve Veteriner Sağlık Teknisyenlerine muhtarlıklarca yardımcı olunması istenecektir. Aşılama yaptırmayan yetiştiriciler hakkında 5996 Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda Ve Yem Kanununun 36 maddesi 1. fıkrasının b bendi gereği tutanak tutularak yasal işlem yapılacak ve idari para cezası verilecektir. Şap aşısı yapılmamış büyükbaş ve küçükbaş hayvanlara veteriner sağlık raporu düzenlenmeyecek, dolayısıyla satışı ve bir yerden başka bir yere sevki yapılamayacaktır. Ayrıca aşısı yapılmamış hayvanlar Bakanlığımızca verilen hayvancılıkla ilgili desteklemelerden yararlanamayacaklardır. Hayvan yetiştiricilerinin desteklemelerden mağdur olmamaları ve cezaya çarptırılmamaları için aşılama kampanyasına harfiyen uymaları gerekmektedir”

 

ŞAP(Tabak, Foot and Mouth Disease(FMD)) HASTALIĞI

Şap hastalığı sığır, manda, koyun, keçi ve domuzlar ile diğer yabani çift tırnaklı hayvanların salgın viral bir hastalığıdır. İnsanlar nadiren enfekte olurlar. Hastalık dilde, damakta ve ayakta vesiküller, genç hayvanlarda kalp yetmezliği nedeniyle ani ölümler ile karekterizedir.

Hastalık, çok hızlı ve her türlü vasıta ile yayılabilir. Ölüm oranı (mortalite) %2-5 arası değişir ve ölüm genellikle genç hayvanlarda görülür. Bazı salgınlarda bu oran %50’ye kadar çıkabilir. Süt, et ve iş verimini düşürerek büyük ekonomik kayıplara sebep olur.

Bütün dünyada hastalık hem ekonomik boyutuyla, hem de hayvan sağlığını global olarak etkilemesi nedeniyle çok sayıda ülkenin gündemini oluşturmaktadır.

 

 

Kılıçdaroğlu Çarşamba günü Edirne'de

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, 27 Nisan Çarşamba günü Edirne'ye geliyor.

CHP Edirne İl Başkanı Şükrü Ciravoğlu, yaptığı yazılı açıklamada, CHP Lideri Kılıçdaroğlu'nun 27 Nisan Çarşamba günü Edirne'ye gelerek düzenlenen miting de  Edirnelilere sesleneceğini ifade etti.

     İl Başkanı Ciravoğlu, mitingin Selimiye Meydanı'nda 27 Nisan Çarşamba günü saat: 14.00'da gerçekleşeceğini kaydetti.

 

 

CHP Üyesinden 3. dönem vizesi alamayan Çakır’dan veda

CHP’nin Edirne de gerçekleştirdiği Önseçimde umduğunu bulamayan ve sandıktan 6. sırada çıkabilen Rasim Çakır veda etti.

CHP’nin Edirne de yaptığı ön seçimde umduğunu bulamayan ve liste dışı kalan Edirne Milletvekili Rasim Çakır, TBMM’de son yaptığı konuşma ile grubuna ve ceylan derisi koltuklara veda etti. Çakır, son oturumda çevre sorunlarını gündeme getirirken kendisine laf atan Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy’a, “Bıraktım, sigarayı da bıraktım, hepsini bıraktım Şevket” diye yanıt verdi. CHP’den 22 ve 23. dönem Edirne Milletvekilliği yapan 24. dönem için ise partisinin yaptığı 3 Nisan günü önseçime katılan ancak girdiği sandıktan çıkamayan Rasim Çakır meclis kapanmadan önce son oturumda yaptığı duygusal konuşma akıllarda kaldı. TBMM Başkan Vekili Nevzat Pakdil tarafından yönetilen oturumda tutanaklarına yansıyan görüşmede yer alan bilgilere Edirne Milletvekili Rasim Çakır, Çevre Sorunları Araştırma Komisyonu’nun raporu ile ilgili partisi adına görüşlerini açıkladı. Komisyon olarak balık çiftlikleri konusunda yaptıkları inceleme gezisinde, araçların bagajına konulan balık kasalarının basının gündemine geldiğini hatırlatan Milletvekili Çakır, Türkiye’nin değişik yerlerindeki çevre sorunları ile ilgili görüş belirlediklerini, son dönemde Türkiye’de kurulmak istenen nükleer santrale karşı olduğunu açıkladı.

Ergene Nehri’yle ilgili dokuz yıldır burada meclis kürsüne inip çıktığını anlatan Edirne Milletvekili Rasim Çakır, “Ergene dedik. Komisyonlar kuruldu, her türlü çalışmalar, her türlü baskılar. Ergene’nin suyunda ağır metal var. Ağır metal ne yapar Sayın Sağlık Bakanım? İnsanı kanser yapar, değil mi? Ergene Nehri’nin suyunda ağır metal var ama Ergene Nehri’yle ilgili Meclisin bu kadar can siparane bir şekilde gayret etmesine rağmen, istemesine rağmen en küçük bir yol alabildik mi? Sayın Necdet Budak, alabildik mi? Alamadık değil mi Arkadaşım? Sen de elinden geleni yapmaya çalıştın, ben de yapmaya çalıştım ama maalesef alamadık. Neden alamadık? Çünkü Meclis İçtüzüğü, Meclis araştırma komisyonlarının getirmiş oldukları raporların sonucunda gelip de bu Meclise hesap verme gibi bir sorumlulukları, yükümlülükleri yok. “dedi.

Edirne Milletvekili Rasim Çakır CHP Grubu adına görüşlerini açıklarken ülkemizde kurulacak nükleer santrallerin yaratacağı tehlikeye dikkat çekerken, “Şimdi, ben Türkiye’me bakıyorum, Türkiye’min siyaset adamına bakıyorum, Türkiye’min televizyoncusuna kalan bir erkeğin altı yıldan çok daha az ömrü kısalıyormuş. Bakınız arkadaşlar, bu korkunç bir tablodur dünyada insanoğlunun karşı karşıya kaldığı. Hepimizin vazgeçemeyeceğimiz en önemli hakkımız yaşam hakkıdır. Yaşam hakkımızdan ödün vermemiz, yaşam hakkımızı riske sokmamız, yaşam hakkımızı tehlike içerisine sokmamız mümkün değildir; çünkü niçin varız, niçin çalışıyoruz, niçin mücadele ediyoruz? İnsan gibi yaşamak için.”dedi. Bu sözler üzerine Adıyaman Milletvekili Şevket Gürsoy oturduğu yerden Milletvekili Çakır’a, “Sigarayı bıraktın mı?” diye laf attı. Bunun üzerine Çakır, “ Bıraktım, sigarayı da bıraktım, hepsini bıraktım Şevket.”diye yanıt verince AK Parti Grubu tarafından alkışlandı.

TBMM kürsüsünden konuşmasını tamamladıktan sonra inen Edirne Milletvekili Rasim Çakır, AK Parti Edirne Milletvekili Necdet Budak’ın yanına giderek boynuna sarıldı. Bu sarılma sırasında Çakır’ın gözleri buğulandı. Meclisin ortasında iki Edirne Milletvekilinin birbirlerine uzun süre sarılmasının yarattığı atmosfer mecliste bulunan diğer milletvekillerini de etkiledi. Bilindiği gibi Çakır, CHP’den istifa ettikten sonra Budak’a en  ağır şekilde eleştirenler arasında yer almıştı.

 

 

Meriç Esnaf Kefaletten Esnafa 75 bin TL Kredi desteği

Meriç Esnaf Kredi ve Kefalet Kooperatifi Başkanı Yunus ATAY, Meriç Esnaf Kefalet ve Kredi Kooperatifinin Esnafa Kredi desteği sağlama limitinin 75 bin TL’ye yükseltildiğini belirterek, Bağ-Kur borcu bulunan ve yeni işyeri açmak isteyen esnafları uygun ödeme koşullarıyla sağlanan Kredi Desteğinden yararlanmaya davet etti.

Kooperatifin daha önce yaşanan yetersiz yönetim kaynaklı sıkıntılar yüzünden yükselen risk grafiğinin yönetim kurulu üyesi arkadaşlarıyla sergiledikleri başarılı çalışmaların ve yürütülen esnaf bilgilendirmelerinin bir sonucu olarak gerçekleşen kredi geri ödemeleri sayesinde ikiye çekilmesi üzerine esnafa sağlanan kredi limitinin yükseltildiğini ifade eden Yunus ATAY, gazetemize şu bilgileri verdi:

            “Meriç esnafının en zor zamanlarında yanı başında olmayı ve yaşadığı ödeme sıkıntılarını aşması konusunda uygun geri ödeme koşullarıyla yardımcı olmayı ilke edinen Meriç Esnaf ve Kefalet Kooperatifi bu örnek yönetim anlayışımız sayesinde sürekli yükselen kredi limitleriyle esnafımızın zor zaman dostu olmayı sürdürmektedir.

Verilen kredilerin geri dönüşleri arzu edilen seviyede olduğu için Kooperatifimizin esnafa sağladığı kredi desteği limiti 75 bin TL’ye yükseltilmiştir. Bağ-Kur ödemeleri konusunda sıkıntı yaşayan esnafımız ile yeni işyeri açmak için kredi desteği talebi olan esnafımızın bu uygun ödeme koşullu kredi desteğinden yararlanabilmesi için Kooperatifimize davet ediyoruz.”

 

Karahamza yolu asfaltını bekliyor

            Meriç’in göç mağduru köyü Karahamza köyü halkı, yıllardır stabilize durumda olduğu için yaz aylarında toz, aylarında ise çamur kesen yolun asfaltlanmasını bekliyor.

            Edirne’ye bağlı Meriç ilçesinin en küçük köylerinden Karahamza köyünü Uzunköprü karayoluna bağlayan yolun yıllardır bakımsız stabilize yol durumunda bırakıldığını ve bu durumun köy halkına sıkıntı yaşattığını dile getiren Karahamza Köy Muhtarı Fettah Eken, yaşanan yol sıkıntısıyla ilgili taleplerini şu sözlerle ifade etti:

“Köy halkımın Uzunköprü’ye ulaşımı için çok önemli olan yolumuzun asfalt hale getirilmesiyle ilgili isteklerimizi uzun yıllardır ilgili makamlara iletiyoruz. Halkımızın bana ulaştırdığı yakınmaları doğrultusunda yaptığımız söz konusu başvurular bugüne kadar nedense bir işe yaramadı. Yaptığımız onca başvuruya rağmen yolumuzun bakımsızlıktan delik deşik olan hali olduğu gibi duruyor. Yol kış ayları ile bahar aylarında çamur deryası durumuyla bizleri canımızdan bezdiriyor. Yöneticilerimizden yol meselemizin halledilmesini talep ediyoruz.”

 


 

Şimşek, “Başta ÖSYM olmak üzere, kurumlara güven kalmamıştır”

21. Dönem Edirne Milletvekili ve CHP Üyesi Şadan Şimşek YGS sınavları ile ilgili olarak “özellikle son yıllarda KPSS ile başlayan sınav skandalı YGS’le devam etmesi, kamuoyu vicdanlarında derin yara açmıştır. Sınavları yapan başta ÖSYM olmak üzere, kurumlara güven kalmamıştır” diyerek bazı eleştirilerde bulundu.

Şimşek konuya ilişkin yaptığı yazılı açıklama da şöyle devam etti:

“Birçok anne, baba çocukları daha iyi üniversiteleri okusun, geleceklerini garanti altına alması için, bin bir zorluk içinde göndermiş olduğu dershanelere verdiği ücretlere mi? Yoksa ruhi dengeleri bozulan gözbebeği gibi baktığı çocuklarına mı? Üzülsün.

Bu durumda siyasi irade çok önemlidir. Siyasetin üstünde bulunan kişiler, ülkemizde YGS’ye girmiş yaklaşık 1 milyon 700 bin gencimizin durumunu görmezlikten gelerek, ÖSYM başkanı beni tatmin etti diyebilmektedir.

Demokrasiden bahsedenler, iktidarda olanlar, seçim beyannamesini açıklarken, YGS’deki haksızlığı dile getirmek, seslerini duyurmak için, demokratik haklarını savunan geleceğimizin gençlerine “taksimde 2 bin kişi yürütülüyor..bizde onların karşısına 10 bin kişi çıkarsak ne olur” demeyi kendinde bir hak görüyorlar.

ÖSYM başkanının YGS ile ilgili yapmış olduğu kendinin bile inanmadığı açıklamaları, kafalardaki soru işaretlerinin artmasına neden olmuştur. Bu durumda YÜRÜTMENİN başı konumundakiler, ben tatmin oldum demekle bu işin olmayacağını görmeli, sokaklarda her gün demokratik haklarını arayan geleceğimizin gençlerinin seslerine kulak vermeli ve YGS sınav sonuçları açıklanmadan gereğini yerine getirmelidir.

Bu durum karşısında LYS sınavlarının tarihinin yaklaşması nedeniyle, biran önce gereğini yapmalıdırlar. Nasıl ki; eski ÖSYM başkanı KPSS deki skandallar sonucu istifa etmişse, Bu durumda da ÖSYM başkanı derhal istifa etmeli ve YGS sınavı iptal edilmelidir.

Hiçbir siyasetçi, halkın gücünü küçümsememeli, siyasi gücünü de halktan aldığını ve hak’ka da hesap vereceğini unutmamalıdır” dedi.

 

 

CHP Uzunköprü İlçe Başkanı Atalay: Listemiz  3-0’lık

CHP Uzunköprü İlçe Başkanı Yakup ATALAY, gerçekleştirilen ön seçimde oy kullanan CHP üyeleri tarafından belirlenen Milletvekili aday listesinin 3-0’lık olduğunu öne sürdü.

Türkiye genelinde belirlenen Milletvekili listeleriyle de en az % 40 oy alacaklarını söyledi. İlçe Başkanı Yakup ATALAY, 12 Haziran 2011 tarihinin ülkenin geleceği ve ülke insanı için çok önemli bir tarih olduğuna dikkati çekti.

  

 

İlkokul mezunlarına ehliyet için son günler

5 Temmuz 2006 da yapılan 26219 Sayılı geçici kanun tasarısı ile kabul edilen ilkokul mezunlarına 5 yıl süre ile ehliyet sahibi olabilme imkanı haziran ayında sona erecek. Ehliyet almak isteyen ilkokul mezunlarının az bir süreleri kaldı.

Yasa tarihinden sonra ilkokul mezunlarının ehliyet almasının mümkün olamayacağını belirten yetkililer, "Haziran ayından sonra ilkokul mezunları ehliyet sahibi olamayacak. Stajyer sürücü uygulaması başlıyor. İki yıl stajyer sürücü olarak, iki yıl tek başına araç kullanamayacak. İki yıl içinde 60 ceza puanı alanın sürücü belgesi iptal olacak. Yeni düzenleme ile ehliyet yazılı sınavları artık bilgisayar ortamında yapılmaya başlanacak" denildi.

 

 

Karpuz ve kavunda tohuma dikkat

Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Ziraat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Yeşim Aysan, "Son iki yılda bölgemizde yaklaşık bin dekar alanı etkileyen bakteriyel meyve lekesi hastalığının önlenmesinin ilk şartının hastalıksız tohum kullanmak" dedi.

Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesinden yapılan yazılı açıklamaya göre, Aysan, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şubesi tarafından Ziraat Mühendisleri Odası toplantı salonunda düzenlenen "Karpuz ve Kavunda Bakteriyel Meyve Lekesi Hastalığı" konulu seminerindeki konuşmasında, hastalığın Türkiye'de ilk defa 1996'da Edirne'nin Enez ilçesinde ortaya çıktığını ve üretim alanı yakılarak temizlendiğini kaydetti.

Hastalığın, 2004 yılında ise Doğu Akdeniz'de üretim alanlarında tespit edildiğini belirten Prof. Dr. Aysan, şöyle konuştu:

"2009 ve 2010 yıllarında hastalık bölgemizde karpuz ve kavunlarda görülmüştür. Hastalık kavunu da etkiler. Meyve yüzeyinde küçük su emmiş lekeler gözlenir. Olgun karpuz meyvelerinde nekrotik alanlar ve kabuk çatlakları gözlenirken kavunlarda halka şeklinde lekeler oluşur.

2009 yılında Adana Tarım İl Müdürlüğü karpuz tarlalarında surveyler yapmış, toplanan örneklerde Üniversite ile zirai mücadelenin ortak çalışmalarıyla, etmen

'Acidovorax avenae subsp citrulli' olarak teşhis edilmiştir. 2010 yılında da daha az ama benzer belirtilerle, şüpheli karpuz tarlaları görülmüş ve bu yıl da 'Aac' rapor edilip, bakanlığın emriyle gerekli karantina tedbirleri alınmıştır. "

Aysan, hastalıkla mücadele ilk şartın hastalıksız tohum olduğunu, ithal tohumların karantina kuruluşlarınca dikkatle testlenmesi gerektiğini kaydederek,

"Sadece karpuz tohumlarında değil, tüm kabakgillerde 'Aac' aranmalıdır. Tohum veya fidedeki en küçük bulaşıklığı saptayabilecek yöntemler geliştirilmelidir. Mücadele için tohum firmaları ile de işbirliği yapılmalı. Hastalığın olmadığı ülkelerde veya bölgelerde tohum üretimi yapılmalı. Tohumluk alınacak yerlerde,

'tarla kontrolleri' yapılarak, hastalık yönünden incelemeler yapılmalı. Kullanılacak tohumlara ön çimlenme yapılarak hastalıksız olduğu kontrol edilmeli" dedi.

Tarlada dikkat edilecek konuları sıralayan Aysan, şöyle devam etti:

"Hastalıksız fideyle üretime başlanmalı. İyi hazırlanmamış tarlada hastalık fazla görülür. Tarla hazırlığına önem verilmeli. Damlama sulama ve iyi bakım koşulları hastalığı azaltır. Bitki sulaması sabah erken ya da akşamüzeri yapılmalıdır. Eğer mümkünse karpuz üretim alanlarının etrafındaki diğer kabakgil üyelerini yetiştirilmemeli, üretim yapılan alandaki yabancı otlar temizlenmeli. Zamansız kendiliğinden gelişen karpuz ve kavun fideleri tarladan yok edilmeli. Üretim sezonu sonunda tüm bitki artıkları toplanmalı.

Üretim alanında hastalık görüldüyse, hasta bitki hemen uzaklaştırılmalıdır. Bakteri sıcağı sevdiği için geç ekilen karpuzlarda hastalık daha şiddetli görülür. Bakır+mancozeb içerikli preparatlar bakterinin yayılmasını azaltmaktadır. En az üç yıl üretim alanında herhangi bir kabakgil üretimi yapılmamalıdır. Üretim sezonu sonunda bulaşık tarlalara hayvan

 

 Kredi kartı ödemelerine dikkat!

Kredi kartı kullanan tüketicileri mağdur eden iki yeni şikayet konusunda artış yaşandığı iddia edildi. Dikkat edin haksız yere fazla ödeme yapmayın...

Tüketiciler Birliği, son dönemde bazı firmalarca, yapılmamış alışverişlerin ya da fazladan taksitlerin kredi kartına yansıtıldığını, tüketicilerin ve esnafın mağdur edildiğini belirterek, ödeme yapılmadan önce ''hesap özeti''nin dikkatli bir şekilde incelenmesi konusunda uyarıda bulundu.

Tüketiciler Birliği'nden yapılan açıklamada, son dönemde kredi kartı kullanan tüketicileri mağdur eden iki yeni şikayet konusunda artış yaşandığını kaydetti.

Bazı firmalarca, gerçekleştirilmemiş alışverişlerin ya da fazladan taksitlerin kredi kartına yansıtılmasıyla haksız yere ödeme yaptırıldığı belirtilirken, şöyle devam edildi:

''Burada ödemeler kredi kartına yansıtılıyor. Bu duruma genelde internet üzerinden 'mail order' sistemiyle alışverişlerde karşılaşılıyor. Bunun için, sayıca fazla işlem yapan kişiler tercih ediliyor. Böylece ekstrede 100-200 işlem varsa, bu dolandırıcılık arada fark edilmiyor. Söz konusu kötü niyetli firmalar, çok sayıda kişide bunu gerçekleştirmesi durumunda önemli miktarda haksız kazanç sağlamış oluyor. Esnaf ya da tüketici durumu fark ettiğindeyse, hata olduğunu söyleyip, parayı iade ediyorlar. Ancak, fark edilmemesi durumunda yaptıkları yanlarına kar kalıyor.

Ayrıca, tüketicilere, yaptıkları alışverişin taksit sayısından fazla taksit ödemesi yansıtılabiliyor. Öreğin 10 taksitli bir alışverişse, 11 taksit yansıtılıyor.

Bu durumlarla karşılaşılmaması için tüketicileri dikkatli olmaları için uyarıyoruz. Sanal kart kullandırılıyor, tüketicilere yönelik güvenlik uygulamaları yapılıyor, ama yeterli olmuyor. Vatandaş, mağdur durumda kalmamak için kartının bilgilerini, yani elindeki silahı başkasına teslim etmemeli, taksitlerini, ödemelerini mutlaka kontrol etmeli.''

Tüketiciler Birliği, kredi kartıyla sayıca az ya da çok işlem yapılmış olmasının önemli olmadığını belirterek, ''Tüketiciler mutlaka yapılan alışverişlerin belgelerini saklayıp, ekstre gelince karşılaştırsınlar. Her ay yapılan küçük miktardaki fazla ödeme, yılda önemli bir rakama ulaşabilir. Bu da birçok ailenin ya da esnafın düşünüp yapamadığı bir tasarruf'' dedi.

Kredi kartında ikinci şikayet konusunun ise bankalar tarafından gerçekleştirilen bir uygulama olduğunu belirten Tüketiciler Birliği, ''Bankalar, değişim tarihi gelmiş ya da gelmemiş kredi kartlarını kurye ile gönderiyorlar. Ancak, kartla birlikte yeni sözleşmeyi de gönderiyorlar ve teslim almak için sözleşmeyi de imzalamanız isteniyor. Bankalar, lehlerine düzenlemeler içeren yeni sözleşmeleri tüketicilere imzalatma girişimindeler. Bu, özellikle kredi kartı aidatını sözleşmeye koymak adına yaptıkları bir uygulama'' dedi.

Bugüne kadar sözleşmelerin kredi kartıyla birlikte gelmediğini vurgulayan Tüketiciler Birliği, şöyle devam etti:

''Bu, bankaların, aidatlara yasal zemin oluşturmak için gerçekleştirdikleri bir uygulamadır. Aslında bu uygulama, sözleşmenin doğasına aykırı. Çünkü sözleşme, iki tarafın karşılıklı oturmasıyla yapılabilir. Kuryeyle gönderilen sözleşmeye imza atılmasıyla geçerli olmaz. Bir sorun durumunda ya tüketici bunun kurye ile geldiğini ve imzaladığını ispat etmeli ya da banka tüketiciyle yüz yüze gelip imzalattığını ispat etmelidir.

Bankaların yapması gereken, tüketici bankaya geldiğinde açıklama yapıp, 'kabul ediyorsanız aidatımız bu, razıysanız imzalayın' ya da 'kabul etmiyorsanız aidat almayacağız' demeliler. Tüketiciler kurye ile gelen sözleşmeyi imzalamasınlar. Eski sözleşmeleri geçerlidir.

 

 

Uykuda diş gıcırdatma stresten

Uzmanlar, "uykuda diş gıcırdatma" olarak bilinen bruksizmin strestenkaynaklandığını ve tedavi edilmezse dişlerde ve çene ekleminde kalıcı hasara neden olabileceği uyarısında bulunuyor.

İnsan hayatının üçte birini kapsayan uyku, yorulan ve yıpranan sinir sisteminin bakıma alındığı bir dinlenme dönemi. Bu süreç boyunca, gün içinde öğrenilenler ayıklanıp depolanıyor ve beyin bir sonraki güne hazırlanıyor. Kaliteli bir uyku ise, ertesi güne sağlıklı ve mutlu başlamanın ön şartı olarak karşımıza çıkıyor.

Gün boyu şehir hayatı veya iş hayatına bağlı yaşanan stres, dengesiz beslenme alışkanlıkları, hareketsizlik uyku bozukluklarına neden oluyor. Bu uyku bozukluklarından bir tanesi de uykuda
diş gıcırdatma olarak bilinen Bruksizm.

Araştırmalar; horlama ve uyku apnesi gibi durumların dişlerini gıcırdatan kişilerde daha çok görüldüğünü gösteriyor. Stres, dengesiz beslenme, hareketsizlik, fazla miktarda tüketilen alkol, tütün ve kafein uykuda diş gıcırdatmaya yol açıyor.

Sema Hastanesi Ağız ve Diş Sağlığı Uzmanı Mehmet Coşkun, en sık görülen uyku bozukluklarından bruksizmin genellikle uyku esnasında oluşan güçlü çene hareketlerinin neden olduğu çeneleri sıkma, dişleri gıcırdatma olayı olduğunu ifade etti.

Diş gıcırdatmanın gecenin ilk bölümünde olduğunu belirten Dr. Coşkun, hastaların genellikle diş gıcırdattığının farkında bile olmadığını, ancak eşleri ya da yakınlarının bu durumdan rahatsız oldukları belirtti.

Dişlerini gıcırdatan kişilerin sabahları çene, diş ve baş ağrısı çektiklerini de kaydeden dr. Mehmet Coşkun, "Sabahleyin kalktığında yanaklarınız ağrıyorsa, ağzınızı rahat açamıyorsanız, ağzınızı açtığınızda ağrı varsa, gün içinde ağrı devam ediyorsa, kulağa ve başa yayılan ağrılarınız varsa, ağız açma kapama sırasında zorluğun dışında 'klik klak' gibi sesler çıkıyorsa Bruksizm'den şüphelenilmelidir" dedi.

Uykuda diş gıcırdatmanın neden olabileceği hasara da dikkat çeken Dr. Coşkun, "uykuda diş gıcırdatma sonucu, dişlerin çiğneyici yüzünde aşınma oluşur ve dişler kolay kırılır. Hassasiyet fazladır. Diş etinin geriye çekilmesi ve genellikle bununla birlikte oluşan dişin kolesinde diş eti hizasında oluşan çentik şeklindeki aşınmalar meydana gelir. Dişlerde sallanır, kemik çıkıntıları görülebilir. Yanaklarda irritasyon, kas, baş ve çene ekleminde ağrısı görülür" diye konuştu.

Tedavinin amacı dişlerde çene ekleminde oluşabilecek kalıcı zararları önlemek ve ağrıyı ortadan kaldırmak olduğunu söyleyen Dr. Mehmet Coşkun, uyku sırasında dişlerin birbirleri ile temasını engellemek amacı ile alt ve üst çene dişlerinin arasına yerleştirilen gece koruyucularını kullandıklarını ifade etti.

 

Kaçak Sorunu Sürüyor

Türkiye üzerinden yasal olmayan yollardan Yunanistan'a oradan da Avrupa'ya geçmeyi umut ederek yollara düşen kaçaklar, son aylarda Edirne kent merkezindeki sıkı güvenlik önlemleri nedeniyle rotalarını kent merkezinin dışına kaydırdı.
Edirne Emniyet Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, son aylarda kent merkezinin giriş - çıkış ve Yunanistan'a sınır Karaağaç Mahallesi'ne gidiş yolunda oluşturulan güvenlik noktaları nedeniyle kent merkezini kullanamayan kaçaklar, geçiş rotalarını ilçelere taşıdı.
Yunanistan sınırındaki, Karaağaç Mahallesi'ne kimi zaman yürüyerek, kimi zaman araçlarla giden kaçaklar, buradan komşu ülke Yunanistan'a yaya olarak geçebiliyordu.
Güvenlik güçlerinin
Karaağaç Mahallesi'ne, Bosnaköy ve Meriç Nehri üzerinden geçişleri kontrol altına alması ve sıkı güvenlik tedbirleri getirmesi nedeniyle umut yolcuları, kaçak geçiş denemelerini ilçelerden yapıyor.
Edirne Emniyet Müdürlüğünün kaçak geçişlerle ilgili verilerine göre, yılın ilk 3 ayında Edirne il merkezinde 1328 kaçak, İpsala ilçesinde 622, Enez'de 190, Meriç ilçesinde 199, Havsa ilçesinde 57, Uzunköprü ilçesinde 328, Keşan'da 328, hudut kapıları ve gümrük birimlerince 331 olmak üzere 3 bin 180 kaçak yakalandı.
Geçmiş yıllara bakıldığında kent merkezinde yakalanan kaçak sayısının düştüğünü belirten yetkililer, bunda güvenlik noktalarının oluşturulmasının ve sıkı kontrolün etkisinin olduğunu bildirdiler.
Kent merkezinden geçen yılın ilk 3 ayında 2 binin üzerinde yasal olmayan geçişi deneyenlerin sayısı bu yıl 1500'ün altına düştü.
2010 yılı geneline bakıldığında çoğunluğunu
Eritre, Burma, Filistin, Irak ve Afganistan uyrukluların oluşturduğu 11 bin 384 kaçak yakalandı.
Ülkeler için büyük sorun haline gelen kaçaklarla mücadele için hem
Türkiye, hem Yunanistan hem de Avrupa Birliği uğraşlar veriyor.
Kaçaklarla mücadelede uluslararası iş birliği ve ulusal önlemler son yıllarda daha da önem kazandı. Türk - Yunan kara sınırına Avrupa Birliği Sınır Koruma Birimi Frontex'e bağlı acil sınır müdahale birliklerinin yerleştirilmesi,
Türkiye'nin bu birliğe benzer 50 bin kişilik sınır muhafaza birlikleri kuracağını duyurması kaçaklarla mücadelenin boyutunu da gösteriyor. Ayrıca Edirne'de güvenlik güçlerinin yaya ve araç kontrolü yaptıkları 3 kontrol noktası bulunuyor.
Tüm bu çabalara rağmen kaçaklar umut yolculuklarından vazgeçmese de, kendileri için en az riskli bölgeleri seçmek için çalışıyorlar.

 






Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız: