Uzunköprü Ses Gazetesi
Çağdaş Uzunköprü'nin Sesi

(Arşiv)Ses 25.8.2011 tarihli sayısı

25.ağustos 20111 Ses Haber yorum

Güne Ses

Nazmi Metin

KASABALILIK ANLAYIŞIMIZ

            Bizim kasabalılık gerçeğimiz değiştirilecek gibi değil...

            Tarihi esere baktığında taş gören, yeşil alan parçasını betonlaştırılması gerekli alan anlayan kafa, değişim gerekliliğini hep bir başka bahara erteliyor gibi.

            Görünürde herkes değişim istiyor...

Farklı yönlerden bakarak, farklı yaklaşımlar içinde olmaya can atar gibi görünüyor...

İş çaba gösterme noktasına geldiğinde herkesin bir gerekçesi oluyor.

            Temiz bir ilçe halkın katılımıyla gerçekleşir... belediyenin yasal sorumluluklarıyla kalıcı hale gelir.

            Birçok mahallede halk evinin önünü de, sokağını da temiz tutuyor...

Bu alışkanlık, merkeze doğru yani apartman kesimine doğru yerini belediyeden beklemeye bırakıyor.

            Çöpteki kasabalılığımız, temizliği belediyeden bekleme alışkanlığımızda netleşiyor.

            Bulunduğu alanı derebeyi mantığıyla kullanma kasabalılığımız ise yaya kaldırımlarında ortaya çıkıyor...

            Dükkanı depo, yaya kaldırımını bedava vitrin ya da satış alanı gören esnaf kafasıyla belediye bir türlü başa çıkamıyor...

            Halkın yaşamını kolaylaştırma sorumluluğu bulunan belediye bu sorumluluğunu, “kasaba yöneticisi kafasıyla” kasaba esnafı anlayışına terk etme kolayını yeğliyor...

            Bu dün de böyleydi... Bugünde...

Gelecekte farklı olacağını söyleyebilir miyiz?..

            Benim anlamakta zorluk çektiğim, gezdikleri yerlerde yüzyıllık farklılıklar gören yöneticinin ya da ilçe insanının değiştirme çabası göstermemesi.

            Belki de, “Görerek anlamak, anlayarak yaşamak “ gerekiyor.

                                                                                                         

Ses Demişti

DİNLENCE VE EĞLENCE KÜLTÜRÜMÜZ

            Aynı konunun birkaç kez tekrarını yapmaya alıştık artık. Bu alışkanlığımız korkarım, böyle sürüp gidecek. Çünkü, sevgili halkımın, doğuştan akıllı fikirli yönetici seçme becerisi alışkanlık yapmış gibi görünüyor.

            İşte bunun için, tekrar yazmakta yarar var.

            İlgilisine ve de bilgilisine tekrar soralım; ne olacak şu bizim, Kumluca Çamlığı ile Bülbül Ormanı’nın içler acısı durumları?

            Doğa ananın harika becerisiyle ortaya çıkararak, canlı evladının kullanımına sunduğu o güzelim yerlerin içlerine ederek, tüketme çılgını bazı insansılar tarafından istila edilmesine ne zaman “dur!” denilecek?

            Doğadaki tüm canlıların doğal ortak kullanım alanı olan o yerlerin, dinlence ve eğlence kültürü yoksulu bazı beyin fakiri benzerlerimiz tarafından çöp alanlarına dönüştürülmelerinin önüne ne zaman geçilecek?

            Sizin anladığınız önlem; “Biz elimizden gelen düzenlemeleri yaptık. Sıra, halkın sahiplenme duygusunun bir an önce gelişmesinde!” kıvırtması mı?

            Hizmetle ilgili düzenlemelerin ömrünün, yasal uygulamaların gerekli ölçülerde hayata geçirilmesine bağlı olduğunu; doğuştan akıllı fikirli! olmanıza karşın, sizler düşünemiyorsanız kimler düşünecek?

            Bir toplumun sahip olduğu uygarlık ölçüsü birazda, doğal ve tarihsel değerlerin korunması ve geliştirilmesine bağlıdır. Bizler gibi birkaç kişinin koruyup geliştirmeye çabaladığını, birkaç yüz benzerimiz yağmalayarak değiştiriyorsa, o toplum için uygarlık, bayramlık söylevlerde havada uçuşan sabun köpüğüdür.

            Kumluca Çamlığı ile Bülbül Ormanı, Uzunköprü’nün dinlence ve eğlence amaçlı doğal kullanım alanlarıdır. Uzunköprü’ye bakarken görmemiz gereken; mevcut insan potansiyelinin kaçta kaçının, dinlence ve eğlence kültüründen ne anladığıdır. O güzelim yerlerin bugün sahip oldukları görüntülere baktığımızda, sorunun yanıtı netleşir. Hal böyle olunca, doğal ortak kullanım alanlarının korunarak geliştirilmesi ve gelecek kuşakların kullanımına sunulması için, yasal uygulamaların şart olduğu görülür.

            Toplumumuzun bugünü, beyin toplumundan çok, bilek toplumunun görüntülerini yansıtıyor. Söz konusu yansımanın varlığında, eleştiri ve uyarı, tahrik unsuru olarak algılanır. Sahip olduğunuz sorumluluk duygusuyla, kirleterek değiştirme inadını sürdüreni eleştirip uyardığınızda, yüzünüzde mor ve kırmızı değişimlere hazırlıklı olmalısınız!

            Ben denedim. Kavganın eşiğine geldim. Bu yüzden, denemenizi tavsiye etmem.

          (09.05.2000-Adalet Gazetesi)

 

Hayatınız Bayram tadında olsun

Barışa en çok ihtiyaç duyulduğu bir süreçte kavga dövüş ederek ve yara bere içinde kalarak ama her şeye karşın parmaklarımızı kanatırcasına umutla tutunarak yaşamayı sürdürdüğümüz hayatın ortak hayatımız olduğunu anlama çabası gösterebiliyorsak…

Sıkıntısı bol hayat yolunda yürürken sıkça sendelediğinizde omuz başlarına tutunarak ayakta kalmanıza destek olan sevdikleriniz hep yanı başınızdaysa…

Zor hayat koşullarının fitilini ateşlediği kırgınlıkları tadında bırakarak ilişkilerinize yeniden başlangıçlarla sevgi ayarı çekebiliyorsanız…

Siz hayatı bütün sevdikleri için şeker tadında yaşanacak hale getirme sorumluluğu duyanlardansınız demektir.

Ve günleri çoğunlukla bayram tadında geçenlerdensiniz.

Hep yazar ve söyleriz;  insanın var olduğu yerde dert, tasa ve sorunda vardır, çözümleri de…

Ve sorunsuz bir hayat da mümkün görünmüyor…

İnsanın yaşam alanlarında her zaman dertte var olacak, bu dertleri yeni dertlere mayalayan çözümlerde.. Önemli olan insanı sorunlarıyla ve çözümleriyle görmek.. Sahip olduğumuz bilgi ve deneyimi hayatlarımızı düzenleme sorumluluğuyla yoğurarak toplumsal kazanımlara harcamak.

Böyle bir başarıyı yakalayabildiğimiz zaman, hayatın içindeki her sorunun yanı başında çözümlerini de barındırdığını göreceksiniz.

Bizler insanız ve birinci önceliğimiz yaşamaktır… Ama insanca.

Doğrularımızı ve yanlışlarımızı bununla gördüğümüzde insan renklerimizin ışığı o ölçüde güçlenir, parıldar ve hayatı aydınlatır.

O aydınlığı yüreklerimizde hissedersek eğer, günleri bayram tadında yaşamayı mutlaka başaracağız.

Kendimiz ve yaşam alanlarını paylaştıklarımız için daha yaşanabilir bir hayatı var etmeye bu bayramda başlangıç yapabilirsiniz.

Hepimiz için Şeker Tadında nice bayramlar.


                       

Ergene’ye Dikkat!..

Uzunköprü 'den geçen ve fabrikaların bıraktığı kimyasal atıklar nedeniyle simsiyah akan, içinde canlı türü yaşamayan Ergene Nehri, çevresinde yaşayan insanların yaşamlarını tehdit etmeye başladı.  Bölgedeki tarım üretimi büyük oranda düşerken, Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, nehirdeki kirlilik nedeniyle çevrede kanser vakalarının büyük oranda arttığını ve ölümlerin yaşandığını söyledi. Trakya Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz da, Ergene Nehri'nin artık Trakya'ya hayat vermek yerine ölüm kusar hale geldiğini kaydetti.
Marmara Bölgesi'nin Karadeniz kıyılarındaki Yıldız Dağları'ndan doğan,
Çorlu, Çerkezköy, Lüleburgaz, Babaeski , Pehlivanköy ve Uzunköprü'den geçtikten sonra Meriç Nehri ile birleşen ve Saroz Körfezi'ne dökülen Ergene Nehri'ndeki kirlilik, bölge halkını çileden çıkarttı. 350 bin kişinin çalıştığı bin 350 fabrikanın bıraktığı kimyasal atıklar nedeniyle simsiyah akan, içinde canlı türü yaşamayan ve çevreye ağır koku yayan Ergene Nehri'nin temizlenmesi için 'Ergene Platformu'nun üyeleri ile vatandaşlar 2 defa büyük çaplı eylem yaptı. Ancak şu ana kadar bir sonuç elde edemedi.
1987 yılında, berrak şekilde akan Ergene Nehri'nde yüzdüklerini, balık tuttuklarını anlatan
Uzunköprü Belediye Başkanı Enis İşbilen, nehrin önünde bir akrabası ile o dönem çektirdiği fotoğrafı göstererek şöyle dedi:
"Fotoğrafı çektiğimiz bu yere şimdi çevreye yaydığı ağır kokudan dolayı yaklaşmak bile mümkün değil.
Çerkezköy ve Çorlu'daki fabrikaların bıraktığı kimyasal atıklar nedeniyle babam ve arkadaşları ile benim girip yüzdüğüm bu nehirde şimdi canlı yaşamıyor. Suya vücudunun bir parçası dokunduğu an yaralar çıkıyor. "
Ergene'nin
Trakya'nın kanalizasyonu haline geldiğini belirten Uzunköprü Belediye Başkanı İşbilen sözlerini şöyle sürdürdü:
"Kirlilik 1990'lı yıllarda başladı ve hala devam ediyor. Ağırlıklı olarak sanayiinin ve endüstrinin atıkları ile bu hale geldi. Atıklarını bırakan belediyeler de var. Ancak belediyelerin evsel atıkları ile Ergene bu hale gelemez. Suyun analizini yaptığımızda sanayi tuzları çıkmakta. Çevre Bakanlığı yaptığı denetimlerle bunu önleyecek. Fabrikalara arıtması olması gerektiğini söyleyecek ve yapılmasını isteyecek. Eğer yapılmıyorsa kapatılacak bu fabrikalar. Burada atıklarını döken fabrikaların çoğunda arıtma sistemleri yok. Hatta söz konusu işletmelerin inşaat ruhsatı bile yok. Ruhsatsız işletmeler belediyenin sınırında değil, valiliğin sınırları içerisinde olan işletmeler. Valiliklerin bu yerdeki denetleme yetkilerini yerine getirmediklerini görüyoruz.
Uzunköprü halkı adına konuşuyorum. Evlerimizde kokudan dolayı kapı pencere açamıyoruz. Ergene'den buharlaşan gaz bulutu ve zehri soluyarak vücudumuzu alıyoruz. Nasıl etkilendiğimizi bilmiyoruz. Devletin çalışma yaparak bizi aydınlatması ve lazım. Kanserler çok fazla. Ölenlerin çoğu kanserden ölüyor. Sanayiye, işgücüne ve istihdama hayır demiyoruz. Bu işin siyaseti yok. Üretim yapılacak diye bu insanların ölmelerine taraftar değiliz. Uzunköprü'de doğdum ve burada yaşıyorum. Zehirlenmek zorunda değiliz. "
Nehiri kirletenlerin tespit edilmesi için
Uzunköprü Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunduğunu belirten Başkan İşbilen, "Benim asıl mesleğim avukatlık. Ergene Nehri'ni ve çevreyi kirletenlerin tespit edilerek, kamu davası açıllması için suç duyurusunda bulundum" dedi.
Ergene Nehri'nin sözün bittiği yer olduğunu belirten
Uzunköprü Ziraat Odası Yönetim Kurulu Üyesi Halil İbrahim Bulak da tepkisini şöyle dile getirdi:
"Ergene havzasında 52 bin dekar çeltik ekiliyor. Ancak üreticiler Ergene'nin suyundan faydalanamıyor. Baraja ve yer altı sularına muhtacız. Sözün bitiği yer değimiz de ise 'Adı nehir, içinden akan ise zehir. ' Çeltik ektiğimiz yerlerde 900 kilo verim alırken, bu 300 kiloya kadar düştü. Bir çok çiftçimiz kanser ve kalp krizinden dolayı hayatını kaybediyor. Yetkililerin biran önce Ergene'yi kurtarmasını bekliyoruz. "
Nehrin çok pis aktığını belirten çiftçi Bakiye Gürsoy ise, yörede 10 kişiden 8'inin kanserden öldüğünü öne sürerek, "
Trakya'nın ölümü, bizim yok oluşumuz Ergene Nehri'nden olacak. Devlet temizlesin bu nehri. Bizim ekmeğimiz burası. Ekmeğimizi bu fabrikalar öldürdü. Fabrikalar nedeniyle köylerden ve Uzunköprü'den göç başladı" diye konuştu.
Sanayi tesislerinin arıtma yapmadan bıraktıkları zehirli atıkların yanı sıra, yerleşim birimlerinden akarsulara bırakılan kanalizasyon ve evsel atıklar ile tarımsal gübre ve ilaçların
Trakya'yı saran Ergene Nehri'ni kirlettiği belirten Trakya Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz Şşu bilgileri verdi:
"Ergene artık
Trakya'ya hayat vermek yerine ölüm kusar hale geldi. Ergene Nehri'nden aldığımız örnekler ile çeşitli araştırmalar yaptık. Yapılan analizlerde nehir suyunda kurşun, civa, kadmiyum, kobalt, bakır gibi ağır metaller ve arsenik çıktı. Ayrıca fosforlu-azotlu bileşikler ile solvent, asit, alkali ve boya gibi sayısız kimyasal maddeler tespit edildi. Özellikle sonbahar döneminde etkili olan yağışlar ile Ergene Nehri'nin taşması sonucu Trakya bölgesindeki bir çok tarım arazisi söz konusu atıklar nedeniyle zehirleniyor. Bu zehirler yetiştirilen bitkiler aracılığıyla kademe kademe insanlara kadar ulaşmakta ve kanser, inme, karaciğer, böbrek, kalp yetmezliği gibi çok ciddi hastalıklarda artışa neden olmaktadır. "
Bir süre önce
Trakya Üniversitesi'ndeki (TÜ) bilim adamları tarafından hazırlanan raporda, Ergene ve Çorlu'daki nehirlerde doğal hayatın bittiğinin ortaya çıktığını belirten TÜ Halk Sağlığı Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz şöyle devam etti: "Raporda, evsel atıklar ve fabrikaların bir çoğunun, atıklarını arıtmadan derelere akıtması nedeniyle kimyasal ve biyolojik kirliliğin en üst düzeyde olduğu vurgulanıyor. Ayrıca bu akarsulardaki suların hiçbir amaçla kullanılmayacağı ve sağlık için tehlikeli bir kaynak olduğu belirtiliyor. Ergene Nehri'nin Türkiye'nin en kirli nehri olduğu ve içinde dördüncü sınıf su bulundurduğu bildirilmekte. İçindeki ağır metaller, bu suya temas eden ve içen hayvanlara, bitkilere ve insanlara geçmekte, insanlarda da kansere neden olmaktadır. Araştırmacılar, Ergene Nehri'ni besleyen Çorlu'da kanser sıklığının Türkiye ortalamasının üstünde olduğunu ve ilköğretim öğrencilerinde bile kanser görülmeye başlandığı uyarısında bulunuyor. "
Nisan ayında
Çorlu'da 'Kronik hastalıklar' adı altında bir araştırma yapan Trakya
Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı öğretim üyeleri, araştırmalarını tamamladı ve sonuçlarını belirlemek için çalışmalarını sürdürüyor. Aynı şekilde öğretim görevlilerinin, önümüzdeki günlerde Ergene Nehri'nin geçtiği bölgede kronik hastalıklarla ilgili araştırma yapacağı öğrenildi.

Trakya Birlik'ten Sertifikalı Buğday Tohumluğu

Trakya Birlik, 2011 yılı buğday ekim döneminde ortaklarının sertifikalı buğday tohumluğu ihtiyacını karşılayacağını açıkladı

Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliğince (Trakya Birlik), 2011 yılı buğday ekim döneminde ortaklarının sertifikalı buğday tohumluğu ihtiyacını karşılayacağı bildirildi. Trakya Birlik Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Sezen, yaptığı açıklamada, birlik olarak ortaklarının yararına olan çalışmaların içinde olduklarını ifade ederek, "Ortaklarımızın buğday tohumluğu ihtiyacını karşılamak üzere, Birliğimiz iştirakiyle kurduğumuz Birlik Tohumluk Firması'ndan
"Selimiye" cinsi takribi 400 ton sertifikalı 2 kademedeki buğday tohumluğunu peşin bedelle sağladık.
Trakya Araştırma Enstitüsünden sağladığımız tohumlukları üretip, 2 yıldır ortaklarımıza satıyoruz" şeklinde konuştu. Sezen, ortaklarına "Sertifikalı Tohum Kullanımı Desteği Başvuru Dilekçesi" ve "Sertifikalı Tohum Kullanımı Talep Formu" karşılığında, Kdv dahil olarak, 1, 15 TL/kilogram fiyatla, peşin yada ürün karşılığı buğday tohumluğu verileceğini bildirdi.


 

Su şebekesi yenileme çalışmaları sürüyor

Uzunköprü Belediyesinin ilçedeki su şebekesi yenileme çalışmaları sürüyor.
Çalışmaları yerinde inceleyen Belediye Başkanı Enis İşbilen, ilçede su kesintilerinin yaşanmaması için yoğun uğraş verdiklerini söyledi.
İçme suyu şebekesi yenileme çalışmalarının büyük kısmının tamamlandığını ifade eden İşbilen, bayram sonrası kalan kısmın bitmesi için çalışmaların hızlanacağını bildirdi.



Utso ile Borsa’dan ortak İftar
AKP Edirne Milletvekili Mehmet Müezzinoğlu, Uzunköprü Ticaret Borsası ile Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası tarafından Işık restoranda verilen  iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, siyasetin ötesinde Edirne için tüm güçlerin bir araya gelmesi gerektiğini belirtti.
Müezzinoğlu, birlikten güç doğacağına işaret ederek, "Bizler için siyaset 12 Haziran akşamı bitmiştir. Şimdi hizmet zamanıdır. Sizlerden istediğim bayram bitiminde Uzunköprülüler olarak bir araya gelerek ilçenin sorunlarını tespit etmeniz ve bizlere iletmeniz. Bunun için
Uzunköprü'de bir toplantı düzenlemeyi düşünüyoruz. Vizyon Edirne, vizyon Uzunköprü için birlikte hareket etmeliyiz" dedi.
Uzunköprü Ticaret Borsası Başkanı Rahmi Eren ve Uzunköprü Ticaret ve sanayi Odası Başkanı İbrahim Akalın yaptıkları konuşmalarda, Ramazan ayının birlik ve beraberliklere katkısına vurgu yaptılar.
İftara,
Uzunköprü Kaymakamı Uğur Kolsuz, Belediye Başkanı Enis İşbilen'in yanı sıra oda ve borsa başkanları ile daire müdürleri ve oda ve dernek başkanları katıldı.

TÜ Rektörü Prof. Dr. Duran’dan laiklik vurgusu

TÜ Rektörü Prof. Dr. Enver Duran, "Üniversitemiz, demokratik ve Atatürk'ün çizgisinde çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı hedefleyen Cumhuriyetçi ve laik bir eğitim vermektedir" dedi.

Trakya Üniversitesi (TÜ) Rektörü Prof. Dr. Enver Duran, "Üniversitemiz, öğrencilerine araştıran, düşünce ve görüşlerini açıklayan, hoşgörülü, demokratik ve Atatürk'ün çizgisinde çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı hedefleyen Cumhuriyetçi ve laik bir eğitim vermektedir" dedi.
Rektör Prof. Dr. Duran, TÜ'yü kazanan öğrenciler için hazırlanan kayıt kılavuzunun giriş bölümünde, sınavı başararak TÜ'ye kayıt olma hakkı kazanan öğrencileri kutladı.
TÜ'nün
Edirne merkez olmak üzere Uzunköprü, Keşan, Havsa ve İpsala ilçelerinde 8 fakülte, 4 yüksekokul, 9 meslek yüksekokulu, 4 enstitü, 18 araştırma ve uygulama merkezi ile 1 devlet konservatuvarıyla eğitim ve öğretimini sürdürdüğünü anımsan Duran, şunları söyledi:
"Üniversitemiz, öğrencilerine araştıran, düşünce ve görüşlerini açıklayan, hoşgörülü, demokratik ve Atatürk'ün çizgisinde çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmayı hedefleyen Cumhuriyetçi ve laik bir eğitim vermektedir. Yaklaşık 30 bin öğrencinin eğitim göreceği üniversitemizde, muhtaç ve başarılı öğrencilerimize ilgili kurumlarca karşılıksız burs verilmektedir. Tüm öğrencilerimize bilimsel araştırma, sinema, tiyatro, gezi, havacılık, satranç ve özellikle çevrecilik gibi kol faaliyetleri imkanı verilmekte olup, sizlerinde bu faaliyetlere olumlu katkılarınızı bekliyoruz.
Misyonumuz, bir parçası olmakla gurur duyacağımız, öğrenci adaylarının girmek için mücadele edeceği ve mezunlarının geri dönmek için uğraşacağı bir üniversitedir. Üniversitemizi kazandığınız için sizi ve ailenizi kutlar, 2011-2012 eğitim ve öğretim yılı açılış töreninde sizlerle tanışmak üzere sevgilerimizi sunarım. Aramıza hoş geldiniz. "

 

Utso’dan, Afrika Açlık Felaketi Yardım Kampanyası’na destek çağrısı

Uzunköprü Ticaret ve Sanayi Odası (UTSO) Afrika’da ki açlık felaketi için başlatılan yardım kampanyasına katılım çağrısı yaptı. Utso’dan konuyla ilgili yapılan basın açıklaması şöyle:

“Açlık felaketi ile karşı karşıya kalan Afrika ülkelerine gerekli maddi yardımın ve desteğin sağlanması amacıyla, 2011/09 sayılı Başbakanlık Genelgesi doğrultusunda, 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu ile bu doğrultudaki mevzuat hükümleri çerçevesinde Birliğimizce Türkiye genelinde 365 oda ve borsa, bunların üyeleri ve arzu eden vatandaşlarımızın katılımıyla bir yardım kampanyası başlatılmıştır.

193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu’ nun 89 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (10) uncu bendi ile 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 10 uncu maddesinin 1 inci fıkrasının (e) bendinde “Bakanlar Kurulunca yardım kararı alınan doğal afetler dolayısıyla Başbakanlık aracılığı ile makbuz karşılığı yapılan ayni ve nakdi bağışların tamamı” nın Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahının tespitinde, beyannamede ayrıca gösterilmek şartıyla indirim konusu yapılabileceği hüküm altına alınmıştır. Buna ilişkin Bakanlar Kurulu kararı, 09 Ağustos 2011 tarih ve 28020 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.

Bağış ve yardımın ayni olarak yapılması halinde;

  • Düzenlenecek faturada bağışlanacak malın “maliyet bedelinin” esas alınarak hesaplama yapılması,                                                                                                   
  • Fatura üzerine “söz konusu mal bedeli Katma Değer Kanunu’nun 17/2-b maddesi gereğince bedelsiz teslim edildiğinden KDV hesaplanmamıştır” notunun yazılması,
  • Faturanın “Türkiye Diyanet Vakfı” adına düzenlenmesi,
  • Mal muhteviyatının teslimi sırasında Türkiye Diyanet Vakfı’ndan “iş bu mal muhteviyatı Afrika Açlık Felaketi Yardım kampanyası kapsamında Vakfımızca teslim alınmıştır” ibareli teslim makbuzu alınması,

gerekmektedir.

Diğer taraftan, bu kampanya kapsamında yapılacak nakdi bağış ve yardımların 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu açısından matrah tespitinde tamamının indirime konu olabilmesi için, bağışın Birliğimizce açtırılan banka hesabına yatırılırken banka dekontuna “Afrika’ya yardım kampanyası çerçevesinde Başbakanlığa aktarılmak üzere” açıklamasına yer verilmesi önem arz etmektedir.

            Kampanya kapsamında kabul edilen ürünler şunlardır : Sıvı yağ (ayçiçeği yağı, kanola yağı, mısırözü yağı) toz şeker, un, makarna (çubuk), süt tozu (klasik süt tozu), bebe bisküvisi, buğday yarması, tuz ve çocuk maması.

 

Ayrıca yapılmak istenen ayni yardımlarla ilgili olarak aşağıdaki hususlara dikkat edilmesi gerekmektedir.

 

  1. Yapacağınız yardımın cinsi, miktarı ve maddi bedelini mutlaka tobb tarafına bildirilmesi
  1. Ayni yardımların 13 Ağustos Cumartesi günü sabah saat: 10.00 dan itibaren gün boyunca, aşağıda belirtilen adrese ve şahsa teslim edilmesi gerekmektedir.Teslim edilecek adres: İstanbul Ambarlı – Mardaş limanı Geminin adı: M/V BURAK’ a
  2. Teslim alacak kişi: DİB Vakfı Levazım Müdürü  Zeki ÇAKIROĞLU Tel: 0 532 693 90 13
  3. Malları teslim edenler, faturalarını Diyanet Vakfı’na kesecekler ve karşılığında teslim makbuzu alacaklar. Böylece Vergi ve KDV den muaf olabileceklerdir.”

    Uzunköprüspor sezon başlangıcını yaptı

Edirne Süper Amatör Lig'de mücadele eden Uzunköprüspor sezonu açtı.

Yeni sezona yeni yönetim anlayışı ve yeni teknik kadro ile giren Uzunköprüspor, Ergene sahasında yaptığı antrenmanla sezonun ilk antrenmanını yaptı.
Sezonun ilk antrenmanını Kulüp Başkanı Mehmet Türkyılmaz'ın yanı sıra alt yapıdan sorumlu yönetim kurulu üyesi Faik Terlikçi'de izledi.
Uzunköprüspor Kulüp Başkanı Mehmet Türkyılmaz,
Aa muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl yenilenmiş bir yönetim ve teknik kadroyla yeni sezon çalışmalarına başladıklarını söyledi.
Türkyılmaz, Uzunköprüspor olarak yıllardır hasret çekilen başarıyı ve şampiyonluğu yakalamak istediklerini belirtti.
Alt yapılarının şu anda çok iyi durumda olduğunu vurgulayan, Türkyılmaz,
"Tüm Uzunköprülüleri bu takıma sahip çıkmaya davet ediyorum. Gelsinler üye olarak da olsa bu takıma sahip çıksınlar" dedi.

 

İpsala'da Çeltik Sahalarına Havadan İlaçlamaya İzin çıktı

Türkiye'nin çeltik ambarı ovasına sahip İpsala'da, çeltik sahalarının uçakla ilaçlanmasına geçici olarak için verildiği açıklandı.

Türkiye'nin çeltik ambarı İpsala ovasında, çeltik sahalarının uçakla ilaçlanmasına geçici olarak için verildiği bildirildi.
İpsala Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü'nden yapılan yazılı açıklamada, mantar hastalığı görülen çeltik sahalarında uçakla ilaçlama yapılmasına izin verildiği belirtildi.
22 Ağustos'a kadar mantar hastalığının görüldüğü 40 bin dekar çeltik arazisinde uçakla ilaçlama yapılabilecek.
Türkiye'nin pirinç ihtiyacının yüzde 30'unun karşılandığı İpsala'da bu yıl 200 bin dekar alanda çeltik ekimi yapıldı.



Meriç Nehri'nde 2 Metrelik Yayın Balığı Yakaladılar

Edirne'de amatör balıkçılık yapan Sinan ve Seyhan Özköse kardeşler, oltayla 2 metre uzunluğunda ve 40 kilogram ağırlığında yayın balığı yakaladı.

Edirne'de amatör balıkçılık yapan Sinan ve Seyhan Özköse kardeşler, oltayla 2 metre uzunluğunda ve 40 kilogram ağırlığında yayın balığı yakaladı.
Meriç Nehri kıyısına giderek oltalarını suya bırakan Sinan Özköse ile kardeşi Seyhan Özköse, bir süre sonra oltalardan birine balık takıldığını fark ederek harekete geçti. Oltayı güçlükle kontrol eden kardeşler, büyük uğraş sonucu yayın balığını Sudan çıkarmayı başardı. Yaptıkları ölçümde balığın 2 metre boyunda ve 40 kilogram ağırlığında olduğunu gören Özköse kardeşler, balıkla hatıra fotoğrafı çektirdi.
Daha önce
Meriç Nehri'nde bazı kişilerin 20 - 25 kiloluk yayın balığı yakaladığını duyduklarını belirten Sinan Özköse, "Oltayı çekmeye başladık ve takılı olan dev yayın balığını gördük. İlk görüşte balıktan korktuk ama sonra büyük bir sevinçle balığı kıyıya çıkardık. Bu balığı satamayacağımız için parçalayıp eşimize dostumuza dağıtacağız

209 Kaçak Yakalandı

Edirne ilçelerinde Meriç nehrini yasa dışı yollardan geçerek yurt dışına çıkmak isteyen 209 kaçak yakalandı.


Alınan bilgiye göre, jandarma ve sınır devriye ekiplerince Keşan, Uzunköprü, İpsala ve Meriç ilçeleri ile il merkezine bağlı Bosnaköy ve Eskikadın köyünde yapılan kontrollerde yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen Afganistan, İran, Filistin, Burma, Suriye, Cezayir, Myanmar, Eritre, Somali ve Sudan uyruklu 209 kişi yakalandı.
Yabancı uyruklular sınır dışı edilmek üzere
EdirneEmniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şubesine götürüldü.
Olayla ilgili 24 kaçağın bulunduğu 34 US 321 plakalı minibüsün sürücüsü S. B, adli makamlarca tutuklandı
.

4 Günde 265 Kaçak Yakalandı

Edirne'nin ilçelerinde yasa dışı yollardan Yunanistan'a geçmeye çalışan 265 kaçak yakalandı.

İstanbul üzerinden yola çıkan kaçaklar, Edirne merkez, Meriç ve İpsala ilçelerine bağlı köylerin askeri yasak bölgesine girdi. Yunanistan sınırına yaklaşan kaçaklar burada yakayı ele verdi. Son 4 gün içerisinde sınır askeri birliklerinin devriyesi sonucu 265 kaçak yakalandı. Jandarmadaki işlemleri tamamlanan kaçaklar, sınır dışı edilmek üzere EdirneEmniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne teslim edildi.

143 Kaçak Yakalandı

Edirne'de yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen 143 kişi yakalandı.

Edinilen bilgiye göre, jandarma ve sınır devriye ekiplerince 
Uzunköprü, Meriç ve Enez ilçeleri ile merkeze bağlı Bosnaköy, Hacıumur, Yenikadın ve Üyüklütatar köylerinde yapılan kontrollerde, yasa dışı yollardan yurt dışına çıkmak isteyen, Afganistan, İran, Irak, Somali, Eritre, Myanmar, Lübnan, Filistin, Fildişi Sahili veGine uyruklu 143 kişi yakalandı. 

Yabancı uyruklular, sınır dışı edilmek üzere 
Edirne Emniyet Müdürlüğü
 Pasaport ve Yabancılar Şubesine götürüldü. 

 

Meriç Nehri'nde Ceset Bulundu

İlçesine bağlı Kadıdondurma Köyü'nde kaçak yollarla Yunanistan'a geçmek istediği belirlenen 1 kişinin cesedi bulundu.

 

Meriç İlçesine bağlı Kadıdondurma Köyü'nde kaçak yollarla Yunanistan'a geçmek istediği belirlenen 1 kişinin cesedi bulundu. Üzerinden kimlik çıkmayan ceset, otopsi için İstanbul Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
Meriç'e bağlı Kadıdondurma Köyü'ndeki sınır devriyeleri tarafından dün sabah saatlerinde Meriç Nehri kıyısında 1 erkek cesedi bulundu. Devriyelerin ihbarı üzerine olay yerine gelen jandarma ekipleri, üzerlerinden kimlik çıkmayan cesedin kaçak yollarla Yunanistan'a geçmek isteyen kaçağa ait olduğunu tespit etti. Cumhuriyet Savcısının yaptığı incelemenin ardından ceset otopsi için İstanbul
Adli Tıp Kurumu'na gönderildi.
BÖLGEDE 75 KAÇAK YAKALANDI
Öte yandan
Meriç ve İpsala ilçelerinde sınır devriyeleri ve jandarma ekipleri tarafından yasadışı yollarla Yunanistan'a geçmek isteyen Myanmar, Afganistan, Somali, Güney Afrika Cumhuriyeti, Eritre, Suriye, Kongo ve İran uyruklu 75 kaçak yakalandı. Kaçaklara kılavuzluk ettikleri tespit edilen araç sürücüleri Y. I. ile G. Ö. 'yü arama çalışmalarının sürdüğü belirtildi.
Kaçaklar, işlemlerinin ardından sınır dışı edilmek üzere
EdirneEmniyet Müdürlüğü Pasaport ve Yabancılar Şube Müdürlüğü'ne sevk edildi


 

Enez’in Sahil Yollarına Parke Taşı

Dünya harikası Saros Körfezi'nde son yıllarda turizm alanında adından söz ettiren Enez sahilinde yollara parke taşı döşenmeye başlandı.
Enez Belediye Başkanı Ahmet Çayır, yaptığı açıklamada, sahil yoluna parke taşı döşeme çalışmalarının yoğun bir şekilde sürdüğünü ifade etti.

Ahmet Çayır, kendi imkanları çerçevesinde taş döşeme işlemini yaptıklarını belirterek, "Enez, Saros Körfezi'nde turizmde son yıllarda adından söz ettirmeye başladı. Sahilde 5 bin konut var. Her yıl tatil yapmaya gelenlerin sayısı artıyor. Son yıllarda ülke dışından gelen turistler de var. Biz de sahil yollarını kendi imkanlarımız ile yapmaya çalışıyoruz. Bu yıl Kışlaaltı bölgesinde ana arter yolda çalışmamız devam ediyor. Burada 750 metre uzunluğunda 15 metre genişliğinde bulunan yola parke taşı döşüyoruz. Bu yıl yol çalışmalarına 200 bin lira ödenek ayırdık. Sahilde toplam 15 kilometre yolumuz var. Bazı bölgelerde vatandaşlar da yüzde 50 oranında katkı sağlıyor" diye konuştu.



Trakya Birlik Başkanı Sezen; Birliğimiz 76. sırada

Trakya Yağlı Tohumlar Tarım Satış Kooperatifleri Birliği (Trakya Birlik) Yönetim Kurulu Başkanı Rafet Sezen, 2010/2011 iş yılında yem ve yağ satışlarında rekora ulaştıklarını bildirdi.
Sezen,
Aa muhabirine yaptığı açıklamada, Ağustos 20101-Temmuz 2011 arasındaki iş yılında, birliğe bağlı 48 kooperatifte fenni yem satışında hem kaliteyi hem de fiyatı bir araya getirmeleri sonucunda, 173 bin 45 ton fenni yem ve 33 bin 592 ton çuvallı küspenin peşin ve kredili olarak dağıtılırken, geçen yıla göre fenni yemde 2 bin 900 ton, küspede ise 2 bin 800 ton artış sağlandığını bildirdi.
Yem ve küspe satışlarında geçmiş iş yıllarına göre rekor satış miktarına ulaşıldığına dikkati çeken Sezen, şunları söyledi:
"Birliğimiz tarafından üretilen rafine yağ ve margarin mamullerimizin tüketiciler tarafından bilinirliği artırılarak, 2010/2011 iş yılında rafine yağda 121 bin 500 ton satış miktarına ulaşılarak rekor kırıldı. Margarinde de 16 bin tona ulaşılarak son yılların en yüksek düzeyi yakalandı. Geçtiğimiz iş yılında 105 bin 868 ton rafine yağ ile 14 bin 61 ton margarin satışı olmuştu.
İş yılında birlik olarak ortaklarımıza sağladığımız ayni ve nakdi desteklerin toplamı da 88 milyon 917 bin lirayı aştı. Nakit olarak dağıtılan destekleme kredisinden 8 bin 155 ortağımız faydalandı. 12 milyon 109 bin 693 lira kredi verildi. İş yılı içinde, 58 bin 493 ton kimyevi gübre, 59 bin 972 litre zirai ilaç, 11 ton ayçiçeği tohumluğu da peşin veya kredili olarak temin edildi. "
Sezen, birlik olarak ekonomi piyasasını yakından talip ederken, bir yandan da büyümeyi sürdürdüklerini ifade ederek, şunları söyledi:
"Ekonomik piyasaya ayak uydururken bir yandan da büyümeye devam ediyoruz. Birliğimiz piyasa şartları doğrultusunda, üzerine düşenleri en iyi şekilde gerçekleştirme çabası gösterirken, ortaklarımızın ürünlerini en iyi şartlarda değerlendirme ve ortaklarımıza ekonomik fayda sağlama gayretindeyiz. Ortaklarımızın desteğiyle büyümeye ve hizmete devam edeceğiz.
Geçtiğimiz iş yılında 35 kooperatifimizdeki 56 alım yerinde ve fabrikalarımızda yürütülen ayçiçeği alımlarını bu yıl 88 alım yeri ve fabrikalarımızda yapacağız. Bu konuda gerekli hazırlıkları tamamladık. Uzun vadede hedefimiz uygulamayı bütün kooperatiflerimize yaymaktır. Alım yerlerinde alımı yapacak eksper ve kantar memurları ile yağ tayin cihazlarını kullanacak laborantlar eğitime alınmıştır. "
Trakya Birliğin, İstanbul Sanayi Odasının bu yılki "Türkiye'nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırma Raporu"nda 76. sırada yer aldığını hatırlatan Sezen,
"2010 yılı değerlendirmelerine göre yapılan değerlendirmede birliğimiz 658 milyon 595 bin 170 lira net cirosu ile 76. sırada yer aldı. Gelecek yıl daha üst sıralarda olacağımızı tahmin ediyoruz" dedi.







Bu sayfa hakkında yorum ekle:
İsmin:
Mesajınız: